Manastırın adı

Bellapais manastırı, Fransızcada barış manastırı anlamına gelmektedir. Aynı zamanda bu manastırda yaşayanların giydikleri beyaz giysilerden dolayı “Abbey Blanche” veya “White Abbey” olarak da anılmaktaydı. 

Tarihi

Bellapais’in ilk sakinleri; Selahaddin Eyyubi 1187 yıında Kudus’ü ele geçirdiği zaman Kıbıs’a göç etmiş olan Augustinian mezhebi rahipleridir. İlk olarak manastır binası yapımı (1198 – 1205) yılları arasında olmuştur.

Girişteki savunma duvarı. Askerler gözetleme yapardı

Bugünkü ayakta kalan yapının büyük bir kısmını Fransa Kralı III. Hugh (1267 -1284) zamanında inşa edilmiştir. Kıbrıs’taki Lüzinyan Dönemi Gotik mimarisin en güzel örneklerinden biridir. Manastırın gelişmesi 1373 yılına kadar devam etmiş. Ancak bu tarihte başlayan Ceneviz akınları ile yağmalanarak tahrik edilmiştir.

Venedik döneminin sonlarına doğru manastırın idaresi bozulmuştur, yasak olduğu halde papazların evlenmesi, hatta birden fazla evlilik yapmaları Manastıra olan ilginin azalmasına neden olmuştur. Ada 1570 yılında Osmanlı tarafından ele geçirildiğinde Manastır, bozuk giden işleyişinden dolayı kaptılmıştır.

Manastırın Mimarisi

Bellapais  Manastırı 220×240 ayak ebadında bir alan üzerinde yer almaktadır. Manastırın kemerli giriş kapısının korunması amacıyla buraya bir kule, mazgallar ve portatif (açılıp kapanan) bir köprü inşaa edilmiştir.

Orta avlunun revakları

Ön Avlu

Giriş kapısınıdan sonra ön avluya ulaşılmaktadır. Avludaki portakal ağaçları buraya çok güzel bir hava katmaktadır. Avluya girer girmez hemen sağ tarafta Kilisenin girişi vardır.

Kilise

Avludaki Kilise, Manastırın en eski yapısıdır. 13. Yüzyıldan kalmadır. Ada Osmanlıların eline geçtikten sonra bina Yunan Ortodoks Kilisesi’ne verilmiştir. Cevenizliler tarafında yağmalandı ve Türkler gelince Manasıtırı, Ortodoks Yunanlılara verdi. 1974’e kadar Kilise, köy kilisesi olarak kullanıldı. Manastır, buradaki Yunanlıların evlerini yapmak için bir taş ocağı olarak kulladılar. Kilisenin giriş kapısının üstünde görülen İtalyan üslubundaki freskler daha sonraları; 15. Yüzyılda yapılmıştır.

İkonastasis

Orta Avlu

Ön avludan sonra etrafı 18 kemerle çevrili kare planlı orta avluya varılır. Manastırın ortasındaki bu avluyu çevreleyen revakalar ve yemekhane Kral IV. Hugh döneminde (1324–1359) yapılmıştır.

Orta Avlu

Orta avlunun kemerli revağında lavabo görevi gören çevredeki antik şehirlerin birinden getirilmiş Roma Dönemine ait üst üste yerleştirilmiş iki lahit bulunmaktadır. Kaliteli mermerlerden yapılmış bu lahit hala görenlerin ilgisini çekiyor. Lahitin kenarlarında açılmış delikler göze çarpıyor.

Yemekhane

Lahitlerin karşısında yemek salonuna girişi sağlayan ana giriş kapısının üzerinde yer alan sembolik kabartmalar vardır. Burada, Kıbrıs, Kudüs ve Lüzinyan armaları bulunmaktadır.  İngilizler burayı 1878 den sonra askeri hastane olarak da kullanmışlardır. Manastırın orta avlusunda bulunan bu yapı eskiden yemekhane olarak kullanılırken günümüzde burada müzik şölenleri düzenleniyor.

Yemekhane

 Yemek salonu dikdörtgen planlı ve tonoz üst örtülüdür. Salon 100 metre yüksekliğinde sarp bir kaya üzerine inşa edilmiştir. Mekan, deniz tarafına bakan altı tane pencereden ve doğu duvarındaki gül desenli pencere ile aydınlatılmaktadır. Yemek odasının kuzey duvarında yemekte dua okunan vaiz kürsüsü bulunmaktadır. Buraya  duvarın içine yapılmış bir merdivenle çıkılmaktadır.

Salonun batı duvarındaki kapıdan manastırın mutfak bölümüne geçilmektedir. Buradaki merdivenlerle yemek salonunun altındaki ambar odalarına ulaşılmaktadır. Bu ambar odaları son yıllarda restore edilmiş olup zaman zaman düzenlenen sergilere ev sahipliği yapmaktadır.

Su deposu olarak kullanılmış Roma dönemi lahitleri

Bunların üst kısımları şu anda tamamen yıkılmış olup yatakhane olarak kullanılmaktaydı. Manastırın üst katına orta avlunun hemen girişindeki, kilisenin duvarında bulunan çift merdivenle çıkılmaktadır. Üst katın kuzeybatı köşesinde bir hazine odası bulunmaktadır. Buradaki duvarlara oyulmuş dikdörtgen şekildeki dolaplar orijinalliğini halen korumaktadır. Hazine dairesinin karşısındaki merdivenlerden aşağı kata inilmektedir.

Meclis odası

Orta avlunun doğusunda Meclis Odası (Chapter house) ve iş yerleri bulunmaktadır. Manastırın idari işleri burada yürütülürdü. Buradaki taştan oturaklarda rahipler oturur ve başpapazdan talimatlar ve dersler alırdı. Manastırın bu bölümünde de Gotik taş işçiliğinin başarılı örnekleri görüyoruz.

Meclis Odası

Duvarlardaki özenle oyulmuş kornişler o dönemin hayal gücünü ve taş işçiliğindeki yüksek standardı yansıtıyor. Meclis odasının kuzeyinde, manastırda, kışın ısıtılabilen tek oda olan ortak salon yer almaktadır. Duvalarlara ve tavana bakıldığında zamanın taş işçilerinin bıraktığı küçük işlemeler göze çarpar. 

Dört Selvi Ağacının öyküsü

Bellapais manastırındaki dört selvi ağacı gören herkesin ilgisini çekiyor. Buradaki selvi ağaçları belki de adanın en güzel ve eski selvi ağaçlarıdır. Önce Hikayesini anlatayım, sonra da gerçeği.

Hikayesi

Zamanında Kral’ın kızı, Beşparmak Dağlarında çobanlık yapan bir gence aşık olur. Bunu duyan babası, bu duruma çok kızar ve kızının çobanla evlenmesini istemez. Kral, kızını Bellapais manastırına kapattırır ve başına dört tane rahibe diker.

Orta avlunun içinde dört selvi ağacı

Aşk acısına dayanamayan Prenses kendini manastırın balkonundan aşağı atar ve ölür. Prensesin ölümünden kendini suçlayan rahibeler de manastırdan atlayıp intihar eder. Buradaki dört selvi ağacı daha sonra manastırda görev yapan rahibeler tarafından ölen rahibeler adına dikilmiştir. Bu ağaçların halk ağzındaki hikayesidir.

Selvilerin gerçek öyküsü

1993-1974 yılları arasında Bellapais Manastırında hem bahçıvanlık yapan hem de rehberlik yapan Costa Kollis, her çocuğunun doğumunda bu selvi ağaçlarını dikiyor. Savaşın ardından köyü terk eden aile hala buraya gelip bu ağaçları görüyorlar. 

Lawrence Durrell ve Evi

27 Şubat 1912de Hindistanda doğan Lawrence Durrell, şairliğinin yanı sıra İngiliz romanının önde gelen temsilcilerinden biriydi. Atina, Kahire, İskenderiye, Belgrat, Yunanistan ve Arjantin’in yanı sıra Kıbrıs’ta da görev yaptığından, yapıtlarıyla kişiliği üzerinde durmaya değer bir kişiliktir. İlkin bağımsız bir kişi olarak Kıbrıs’a gelip Bellapais köyüne yerleşmiş ve yaşamının önemli bir kısmını burada geçirmiştir. Kıbrıs’ta kaldığı süreler içinde bir dizi farklı işte çalışmış, adada kalışının son iki yılında ise Kıbrıs hükümetinde memur olarak görev yapmıştır. 1957 yılında İngilizce olarak yayınladığı (Acı Limonlar) ‘Bitter Lemons’ adlı kitabı Kıbrıs ile ilgilidir.

Bellapais Manastırı, Nerde Nasıl gidilir?

Kuzey Kıbrısta, Girne şehrinin Bellapais köyündedir. Girneden 5km uzaklıktadır. Dolmuş ve taksiyle:(30tl) ulaşım kolaydır. Buraya ulaşmak için; Girne’nin doğusundaki şehir dışına çıkan kavşaklardan Özanköy ve Beylerbeyi (Bellapais) köyü tabelaları takip edin. Altınkaya tatil beldesini geçerek yolun hemen karşısındaki Ozanköy (şairlerin köyü) ile sağa giden yoldan geçeceksiniz. Bellapais’e giden yol, her iki tarafında etkileyici villalarla dolu.

Köye girmeden önce sağda bir Askeri kampın girişine rastlıyorsunuz ve yol Beşparmak’ın güney yamaçlarına, dağa doğru tırmanıyor.  Bu yol direkt manastıra çıkıyor. Manastırın arkasındaki otoparka kadar araçla gidebilirsiniz.

Nerde, Ne Yenir?

Manastırın kapısına gelince hemen sağda bulunan Huzur Ağacı Restoran zengin menüsü, şarap koleksiyonu ve manzarasıyla meşhur bir yer. Burada Dallas Steak (Biftek) ve kırmızı şarap benim favori menüm.

Yapmadan dönme

  • Manastırın terasında harika manzarayı gör
  • Orta avluda bulunan Kıbrıs’ın en güzel servi ağaçlarını gör
  • Köyün içini gezip ev yapımı reçel gibi yöresel ürünlerden al
  • Meşhur yazar Lawrence Durrell’in evini gör

Açılış saatleri: Her gün 09.00-19.00 (Haziran- Eylül ortasına kadar) 09.00-17.00 (Eylül-Mayıs) Giriş Üçreti: 10 TL

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here