Akdeniz’in, Sahra Çölü‘nün, Atlas Okyanusu‘nun ve Atlas Dağları‘nın çevrelediği harika bir coğrafya Fas. Akdeniz’in okyanusa açıldığı  Sadece Türkiye, Fas olarak biliyor bu ülkeyi; dünyanın geri kalanı Morocco diyor.

Afrika birliğine uzun yıllar sonra yeni girmiş. Fransa ve İspanya‘nın sömürgesinde kalmış bir krallık ülkesi. Fas hakkında araştırdığınızda bulabileceğiniz çok şey olsa da tecrübelerim ve gözlemlerim doğrultusunda Fas hakkında bilgi paylaşacağım. Yer yer Türkiye ile arasındaki farklara da değineceğim.

Atlantik okyanusu kenarında olan Essaouira sehri

Fas’ın şapka olan “Fes” ile ilişkisi

Batı dillerinde Morocco denilen ülkeye biz Fas diyoruz. Bu durum Osmanlılar burayı aldığında ülkenin başkenti Fes şehri olmasından ve onun telaffuzundan kaynaklanıyor. ll. Mahmut döneminden itibaren en kaliteli feslerin Fes ‘ten getirilmesi ve şehrin ismini taşıması. Şimdilerde şehirde fes yapılmıyor. Sadece turistik amaçlı dükkanlarda görmek mümkün. Fes imalatı eskiden olduğu gibi Fes’te değil Marekeşte daha fazla. 19. y,ylın başlarına kadar Fas Fes üretiminin başlıca merkeziydi. Sonraları Osmanlı Fransa ve Avusturya’da başladı. Arapça tarpuş olarak bilinen fesin kırmızı rengi kızılcıktan elde ediliyordu. Bu bitkiyi hala görebiliriz.  

Fes medinede şapka satan adam

Çok bereketli bir coğrafya

Akdenizin, Sahra Çölü’nün, Atlas Okyanusu’nun ve Atlas Dağları’nın çevrelediği harika bir coğrafya Fas. Çöl iklimi ve karasal iklimin olduğu yerler sık görülse de verimli dağlık ve ovalık alanların da çok fazla olduğu bir ülke. Özellikle Atlantik Okyanusu’na ve Akdeniz’e olan kıyıları da mevcut. Halkın yarısı tarımla uğraşıyor. Sulama olanakları bazı bölgelerde gelişkin olmamasına rağmen sulak alanların olduğu verimli bölgeler mevcut. Sahip olduğu Fosfat yatakları sayesinde gübre üretimi ve kullanımında başarılı. Narenciye, Zeytincilik, Hayvancılık, Kıyılarda deniz ürünü paketlemesi yapılıyor. Mandalina ve portakal bu ülkede çok daha tatlı.

Verimli meknes ovası

Görkemli Atlas dağları ismini mitolojiden alır

Günümüzde Atlas dağları, Atlas Okyanusu ve Atlantis efsanesi adını Mitolojideki Atlastan alır. Atlas Dağları mitolojiye, Heredot, Hesiodos ve Homeros’un eserlerine konu olmuş. Atlas, Zeus gibi tanrılarla çarpışan titanlardan biri, hatta öncüsü. Savaşı kaybetmesi üzerine Zeus, Atlas’a Mağrib-i Aksa” da denilen eski dünyanın en batısında, yani Fas’ta gök kubbeyi omuzlarında taşıyarak hiç bırakmama cezasını verdi. Atlas Dünya’yı sırtında taşıyor olarak resmedilmesine rağmen gerçekte gökyüzünün direklerini tutan titandır. Heredot, Perseus’un Medusa’nın kesik başını göstermesiyle Atlas’ın taş olup atlas dağlarına dönüştüğünü yazar.

Atlas Dağları

Krallıkla yönetilen bir ülke

Sarayları ne kadar büyük olsa da önemi ve tarihi bakımından Osmanlı saraylarıyla boy ölçüşemez burada kral saraylarını görünce aklıma hep Ata Demirer’in Osmanlı Cumhuriyeti filmi aklıma geliyor. Rabat’taki sarayın kapısını kapatıp harley motoru ile kralın dolaştığı ya da gece yarısı dışarı çıkıp turladığı söyleniyor. 

Baraj gölü

Kral 

Kral soyunun Hz. Muhammed’e dayandığını iddia ediliyor. Halkın geneli kralı çok seviyor. Kralın elini öpmek bir şeref. Kral genç ve modern birisi. Fotoğraflarda ve medyada aile babası olarak görüntü çizmeye ve topluma örnek olmaya özen gösteriyor. Kralın ailesinde baş örtülü yok. Kralın baş danışmaları arasında Yahudiler de var. Cuma namazlarında kral canlı yayından gösteriliyor camide. Kral dengeleri çok iyi koruyor. Hem dindar hem de modern. Fanatik dinciler krala düşman. Savunma bakanı kralın kendisi oluyor. Darbe girişimine karşı askerleri kendi kontrol altına almış. Kazablanka patlaması sonucunda bir çok kişi tutuklanmış haksız yere daha sonra kral suçsuz insanları aklayarak geçmişle yüzleşmiş. 

Kral Muhammet VI

Ülkede güvenlik çok sıkı

Sizi şaşırtacak olaylardan birisi de ülkedeki sıkı güvenlik ve trafik kontrolleri. Ziyaret eden herkes olağanüstü hal olmasından şüpheleniyor fakat bu, ülkede alışılmış bir durum. Sokaklarda devriye gezen polis ve askerlere gözünüz alışacak. Anayol hatlarında trafik kontrolleri sıkça yapılıyor. Otellerde güvenlik ve hat safhada. Küçük işletmelerin kapısında bile güvenlik görevlilerine rastlamak mümkün. Otellerde check in yaparken ülkeye girerken verilen ziyaretçi numarasını yazmak zorunlu. 

Rabat’ta bulunan mozelenin girişi

Gece hayatı 

İslamiyet yoğun olarak yaşanmasına rağmen gece hayatı popüler bir yaşam tarzı. Büyük şehirlerin hepsinde gece mekanları çok yaygın. Genellikle her otelin zemin katında gece kulübü var. Kalabalık olan cadde ve sokaklar geceleri de aktif.    

Alkol yasak değil

Genel olarak alkol tüketimi yerliler içinde yaygın değil. Her ne kadar dinin etkisi olsa da modern bir Faslı’nın da alkolle pek arası yok. Her market alkol satmıyor. Aksam saat 8’e kadar alkol satışı tüm ülke de yasak. Dini bayramlarda alkollü içecek isteyen bir Faslı’ya içki verilirse işletme ceza alır. Turist olanlar için hiç bir sınırlama yok. Ülkede üretilen yerli bira Casablanca çok meşhur. Şarap çeşitleri de fazla. Benim favorim Medallion kırmızı şarap. Çok meşhur olmayan Mahiya, Fas’a has bir rakı; alkol oranı %30.   

Kadına özgürlük 

Kadınlar diğer İslam ülkelerine göre daha rahat. Baş örtüsü zorunlu değil. Kadınlar sexy ve modern şeyler giyebiliyor, bisiklete biniyor, araba kullanıyor, kafelerde ve parklarda erkeklerle beraber oturabiliyor. Kadınlar kamu işlerinde yer alıyor. Sokaklarda kadın polisler sıklıkla görülüyor. 

Argan yağı yapan kadın

Çok eşlilik serbest 

Birden fazla bir kadınla evlenmek isterse erkek izin almak zorunda. Dört kadına kadar evlilik serbest ancak ilk eşten yazılı izin alıp resmi makamlara bildirmek suretiyle. Aksi taktirde büyük cezası var. 

Kazablankada bulunan 2. el pazarı

Ülkede savunma bakanlığı yok

Fas’ın savunma bakanlığı yok. Bu birim kralın kendisine bağlı. Krallığa karşı herhangi bir darbe tehdidine karşı savunma bakanlığı saraya bağlı. Kralın kendisi de savunma bakanı.

Muhammet V anıt mezarı

  Yahudiler ‘e dost bir ülke

İsraillin kuruluşuna kadar bir çok Yahudi Fas’ta huzur için yaşamış. Saraya en yakın yerlerde “Mellah” denilen mahallelerde yaşam sürmüşler. Ticaretle uğraşan Yahudiler ülke ekonomisine de önemli katkı da bulunmuşlar. Geçmişteki bu bağdan dolayı Fas günümüzde Yahudiler tarafından sık ziyaret edilen ülkelerden biridir.

Muhammet V anıt mezarı

Film endüstrisi çok gelişmiş, dünyaca ünlü bir çok film ve dizi burada çekilmiş.

Quarzazate film sdütyolarında çekilmiş olan filmler:

-Kingdom of heaven 

-Lawrance d’arabia 

-The nativity story

-The hills have eyes 

-Sahara 

-The Mummy

-Gladiator 

-Hidalgo 

-Indıgenes 

-Babel 

-Alexander

Game of thrones dizisinin bazı bölümleri essaoira, Quarzazate ve Ain benhaddaou da çekilmiştir.

Kralın her şehirde bir sarayı vardır

Fes’teki sarayın altın kapısı

Neredeyse Fas’ın her şehrinde krala ait bir saray var. Tam olarak 27 saraya sahip kral istediği zaman herhangi birinde kalabilir. Kral, en çok başkent Rabat’taki ve Kasablanka’daki  sarayında kalmaktadır. Bazı ülkelerde olduğunu gibi kralın sarayda olduğunu belli eden asılı bir bayrak vs. yoktur. Her an herhangi birinde kalabilir ve güvenlik amacıyla bu kimseye söylenmez. Güvenlik çok sıkı olan bu saraylar ziyarete kapalıdır. Sadece belirli bir kısmı zaman zaman ziyarete açılabilmektedir. Sadece, Marakes’teki Bahia Sarayı ziyarete açık. Bu saraylar çok büyük olup içlerinde kralın ailesi akrabası ve ziyaretçilerinin rahat edebileceği şekilde yüzme havuzları, golf ve futbol sahası gibi bir çok aktivite alanı vardır. Kralın ve ailesinin çocukları Rabat’taki sarayda bulunan özel okul ve üniversitede eğitim görüyor.

Dini tutumları farklı 

İslami bir ülke olmasına rağmen kültürlerimiz çok farklı. Ezan burada Türkiyede’ki kadar kulağa hoş gelmiyor. Sanki imamı biri boğazlıyor da sesi zor çıkıyor ve gönülsüz okuyor gibi. Yolda, sokakta, duvar dibinde, otoparkta ya da tarlalarda namaz kılanları görmek çok olası. Temizlik anlayışı bizdeki gibi derin olmadığı için apdest yerine teyemmümle ve namazlıksız çok kolay kılınabiliyor. Alışveriş merkezi, gar ya da otogar gibi iç mekanlarda namaz vakti ezan sesi veriliyor. Cep telefonlarında da namaz vakitlerinde otomatik olarak ezan okunuyor. 

Camilere turist giremiyor 

Fas’taki bir çok camiye turist giremiyor. Daha doğrusu Müslüman olmayan giremiyor. Girilebilen tek cami Kasablanka’daki Hasan ll Camisi. Bu cami dışında hiç bir camiye girilemiyor. Cami yasağı Faslılarca verilmiş bir karar değil. Fransız kolonisi zamanında 1918’de General Hilbert Lyatue tarafından askerlerin camiye ayakkabılarıyla girmesi üzerine halkı kızdırmamak için girilmesini yasaklıyor. Bu durum kısa bir süre sonra adet haline gelmiş ve günümüze kadar devam etmiş.

El sanatları hala hayatta

Fas, bir el sanatları cenneti. Geçmişe ait geleneklerini günümüze çok iyi aktarmışlar. Bizim kültürümüzde geleneksel el sanatlarımız can çekişirken burada el sanatları hala rağbet görüyor. Medinalarda geleneksel yaşamın izlerine rastlayabiliriz. İyi gözlemlerseniz çok farklı el sanatları ve zanaatların olduğuna şahit alacaksız. 

Fes Medinede kemikten tarak yapan adam

Bahşiş vermek ve istemek bir zorunluluk 

Küçük paraların dünyalar kurtardığı bir yer burası. Yerli ya da yabancı fark etmiyor herkes para koparabilmek için peşinden koşuyor.Taksici verdiği paranın üstünü bahşiş olarak saklamak istiyor. Girdiğiniz otel, restaurant ve molaların tuvaletlerinde elinde peçeteyle bahşiş için bekleyenleri görmek normal. Böyle yaparak işinizi zorlaştıyorlar fakat onlar kolaylaştırdıklarını sanıp para isteme hakkını kendilerinde görüyorlar. Bazıları Türk olduğunuzu anlayınca Erdoğan, İstanbul, Galatasaray gibi laflar edip sizi yolmanın yollarını arıyorlar.  

Çok fazla dilenci var

Dilenciler git bilmiyor, azarlanmaktan korkmuyorlar. Bu durum sinir bozuyor. Restoranların kapısında dilenciler bekliyor. Çoğu para koparmanın peşinde çoğu da kalktığın masadan artıklarını topluyor. Çocuk dilenciler de çok fazla. Bu durum içinizi parçalıyor. Abartılı şekilde olduğu için zamanla alışıp görmezden geliyorsunuz.

Eşek ve katır hayatın büyük bir parçası 

Eşek ve katır bu insanların hayatında hala önemli yer kaplıyor. Medinalarda araç giremediği için dar sokaklarda çöp toplamak ve yük taşımak için kullanılıyor. Bu ziyaret edenlerin çok şaşırtıyor. Fakir ve çiftçi ailelerin hepsinde eşek ve katır mevcut. Yol kenarlarında ve tarlalarda çocukları, kadın erkek, genç yaşlı demeden herkesi eşek ve katır üzerinde görmek mümkün. Şehir içinde bile böyle manzaralar çok fazla.

Motosiklet kullanımı çok yaygın

Türkiye’de tedavülden kalkan Peugeot motosikletler buralarda hala çok popüler. Bunu iklimin fazla sert olmamasına ve fakir çoğunluğun fazla olmasına yoruyorum. Şehir içi trafiğinin çoğunu motosikletler kaplıyor. Trafik kurallarını hiçe sayarak yayaları ve diğer araçları zor durumda bırakıyorlar. İlgi çeken noktalardan biri de kadınlar çok aktif şekilde motor kullanıyor. Bazen geleneksel kıyafetler içinde bazense modern elbiselerle trafikte çok görülüyorlar. 

Pis olmak bu ülkede bir kültür

Temizlik ve temiz olmak bu ülkede tamamen lüks ve gereksiz diyebilirim. Bir çok küçük restaurant ve kahvaltı evinde peçete bulamazsınız. Peçete yerine elleri silmek için saman kağıt kullanıyorlar. Peçete, orta derece ve lüks restoranlarda bulunabiliyor ancak. Sabun kültürü yok. Restoranlarda ve mola yerlerindeki tuvaletlerde sabun bulabilmek mümkünken sokak aralarında ve medinalarda bulmak zordur. Lavabo var fakat sabun yok. Taharet musluğu yok. Türkler için en zor yanı da bu olsa gerek. Müslüman olan bir ülkede nasıl olur da temizlik öncelik olmaz. Bunu kabullenmek zor. Elle yemek yiyip, sabuna dokunmamaları; bir de taharet musluğu olmaması Fas’ın temizliği hakkında sizin kafanıza bir yargı oturuyor. Gittiğiniz her yere ve her kişiye bu gözle bakıyorsunuz. 

Bu ülkede Fakirliğin tanımını tekrar yapıyoruz. 

Sokakta çöpe atılabilecek her şeyi satıyorlar. 2. el ayakkabı, kıyafet ve hatta tırnak makası bile bulabilirsiniz. Medinaların arka sokaklarında çok fakir insanların gittiği pazarlar var. Buralarda gözlemlediğim fakirlik benim şahit olduklarımın çok altında. Sarımsağı baş değil de diş olarak alan kişilere de rastladım. Çok sayıda evsiz ve sokak köşelerin de yaşayan insan var.  

Geleneksel kıyafetleri “celaba” 

En modern Fas’lı bile cellaba giyer. Sivri şapkalı ve uzun etekli giysi. Kışlık ve yazlık olarak çeşitleri mevcut. Kışın giyilenler kazak gibi yünlü ve kalın. Kadınlar daha çok renkli ve önü fermuarlı giyerken; erkekler genellikle siyah, kahverengi, çizgili ve beyaz giyerler. Bu elbisenin kullanımı Romalılara kadar hatta daha öncelere gidiyor. Müslüman ülkelerde çok görülen bir tarz değil; fakat bu coğrafyada kullanılıyor.

Geleneksel ayakkabı yada terlik olan “Babuş” giyiyorlar

Çok renkli olan bu yarım ayakkabı ya da terlik biçimli olan Babuş bu toplumun vazgeçilmezi. Celaba ve Babuş birbirini tamamlayan bir giyim şekli. Erkekler sarısını daha çok seviyorlar. yumuşak keçi derisinden yapılanlar kalitelidir.  

Geleneksel Fas çayı ve kendine has sunumu

 Çay kültürü Fas’ta oldukça gelişmiş. Kendilerine özgü bir sunum ve hazırlayış şekli var. Yeşil çay ile nanenin karıştırlarak tek demlikte yapılıyor. Bundan dolayı dünyanın en çok yeşil çay ithal eden ülkesi. Çinden ithal ediliyor. Fas yemekleri kadınlar tarafından yapılırken çayı hazırlamak erkek işidir. Çayı sunarken onu içecek kişinin önünde bardağa dökülür. Bardağa ne kadar yukardan sıçratmadan dökülürse sunan o kadar yeteneklidir. Bu sunum şekli misafiri onura etmek içindir. Klasik bir demlik 5 bardak kadar su alır. Çaydanlık sade veya süslü olarak farklı boylarda bulmak mümkündür. Çay demliğine “bred” bardağına da “kisan” derler. Çay tepsisine de “sinia” derler.Fasta çay insanları bir araya toplayan ve siniler etrafına içtikleri sosyal içecektir.    

Kahve kültürleri çok gelişmiş

Fas’ta her köşe başında bir kahve evi var desem abartmış olmam. Kahveye bayıldığım için benim en çok hoşuma giden bu oldu. Espresso gibi yoğun kahveler içiliyor. Kahveni tadı ve yoğunluğu harika. Hem de ucuz. Türkler ‘den daha fazla kahve tüketiyorlar. Nescafe ya da türleri bizdeki gibi bu kültürü ele geçirmemiş.  

Elle yemek yemek gelenek 

sağ elle ve üç parmakla yemek çok yaygın. Modern faslılar çatal bıçak kullanıyor olsa da elle yemekten de uzak kalmıyorlar. Faslılar çatal bıçakla yemek yediklerinde eldivenle yedikleri hissine kapılıyorlar. O yüzden çatal bıçağa sıcak bakmıyorlar. 

Fas mutfağı zengin baharatlı ve lezzetli

Dünyanın en egzotik mutfaklarından biri. Fas mutfağı berberi Orta Asya ve Endülüs etkisi taşımaktadır. Tuz ile şekeri bir arada kulanıyorlar. Baharat hemen her yemekte kullanılıyor. Et ve balık vazgeçilmezdir. Et olarak koyun,kuzu, dana, tavuk, tavşan ve deve kullanılıyor. Safran, kimyon, nane, zencefil, anason, acı biber, susam, kişniş ve özellikle zerçedal sıkça kullanılan baharatlar arasındadır. 

Fas bir baharat cenneti. Bu zenginliği yemeklerinde görmek de mümkün. Tajin denilen kendilerine özgü toprak kapta yapılan yemekleri bol sebzeli ve baharatlı yapıyorlar. Yemeklere tadlandırmak amaçıyla kuru erik; süslemek amacıyla zeytin ve susam da konuluyor. 

Kahvaltıları bizden biraz farklı 

Fas’ın yemekleri kendine özgü olsa da kahvaltısı daha çok Fransız kültürü etkisinde kalmış. Krosan, üçgen peynir ve çeşitli reçeller, küçük kutularda tatlı yoğurt, yumurta ve tereyağı. Bazen zeytin olsa da tadı bizimkine benzemiyor. Çay olarak meşhur nane çayı içiliyor. Hayvancılık yaygın olmasına rağmen peynir üretimi ve tüketimi çok yaygın değil. İthal Fransız peynirleri kullanıyorlar. Bizdeki beyaz peynir hiç yok. Siyah demleme çay, simit, beyaz peynir, sucuk ve börek en çok özlediklerim arasında. Lokal kahvaltıcılarda bunlara ek argan yağı ve ezmesi, kavurmalı omlet bulunuyor.   

Et ve balık ucuz

Tarım ve hayvancılığa dayalı bir ekonomisi olduğu için çok sayıda küçükbaş ve büyükbaş hayvancılık yapılıyor. Atlantik kenarında olmasından dolayı taze ve ucuz balığa ulaşmak da kolay. Tajin denilen toprak kaplarda tavuk, kuzu, dana ve balık pişiriliyor. 

Şekeri çok fazla seven bir millet

Bu ülkede yenilen ve içilen her  şey sağlıklı olmasına rağmen toz şeker kullanımı dünya standartlarının üzerinde. Hemen her şeye şeker koyarak tatlandırmayı seviyorlar. Ismarladığınız her şey, siz aksini söylemedikçe şekerli gelecektir önünüze. Çaya gereğinden fazla şeker atıyorlar. Küp şekerlerin boyutu kibrit kutusu kadar. Birini bir bardağa atabiliyorlar. Meyve sularına bile ilave şeker atıyorlar. Yemeklere bile şeker atılabiliyor. Şeker tüketiminin fazlalığından ve diş temizliğine dikkat edilmediği için bir çok Faslının dişleri erken yaşta dökülür.

Zeytin üretimi oldukça yaygın 

Ülke tam bir zeytin cenneti diyebiliriz. Medinalarda zeytin pazarları herkesi şaşırtacak kadar büyük ve çeşitli. Özellikle Marekeş çevresi, Beni mellal, Fes ve Meknes zeytincilik açısından önemli şehirler. Zeytin yağı üretimi ve zeytin tüketimi bir hayli fazla. Zeytin Tajin yemeklerde garnitür olarak kullanıyor ve sofralarda meze olarak sunuluyor. 

2 YORUMLAR

  1. Selam. Hepsini böyle bir sayfada kısa kısa anlatacağına, alt başlıkları uzun uzun detaylandırarak resimleriyle beraber farklı sayfalarda anlatsan daha iyi olur sanırım.

    • Merhaba, alt alta maddeler halinde sıralayarak hepsini genel başlıklarla verdim. Daha sonra bu başlıklardan kayda değer olanları ayrı bir sayfadan vereceğim.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here