Spinalonga adası (Σπιναλόγκα) Girit’in kuzey doğusunda Elounda Körfezinde, hemen Plaka kasabasının yanında yer almaktadır. Spinalonga, her gün binlerce ziyaretçinin gezdiği, Girit’teki en popüler turistik yerlerden biridir.

Spinolonga adası berrak suları ve güzel plajlarıyla değil, karanlık tarihiyle ziyaretçilerin ilgisini çekiyor. 50 yıldan daha kısa bir süre önce Spinalonga, cüzamı olan insanların halktan izole edildiği Avrupa’nın son hayatta kalan cüzam kolonilerinden birisidir.

Cüzzamlılar için neden bu ada seçilmiş?

Spinalonga idealdi çünkü sahile yakındı, hastaların, yiyeceklerin ve malzemelerin kolay transferini mümkün kılıyordu. Türklerin ayrılmasından sonra orada birçok boş ev vardı.

Cüzam hastalığı olan kişilerin sağlıklı nüfusa zarar vermemesini sağlamak için, evlerinden çıkarıldı ve aileleri ve arkadaşlarından koparılarak, karantinaya almak için bu adaya kapatıldı.Cüzam teşhisi konduktan hemen sonra, hastalığın kurbanlarının mülklerine ve finansal varlıklarına el konuluyor ve adaya gönderiliyordu.

Spinolonga ne zaman Koloniye açıldı?

30 Mayıs 1903’te Spinalonga’yı daha sakin bir adaya dönüştürme kararı imzalandı ve 250 hasta Girit’in çeşitli yerlerinden adaya taşındı. 1913’te Girit’in Yunanistan ile birleşmesini takiben daha fazlası geldi, daha sonra hastalar buraya yurt dışından bile getirildi ve bir uluslararası cüzam hastanesi olarak sınıflandırıldı. 

Ada, 1957’ye kadar sürgün yeri olarak kullanıldı.Yunan Ortodoks Kilisesi’nin dini geleneğini sürdürmek için adada 1962 yılına kadar bir rahip kaldı.

Dante  (Cehennemin) Kapısı

Adadaki koloninin diğer önemli bir kısmı insanların buraya girme şekliydi. Adada iki tane köy vardı. Köyün, biri hastalıktan etkilenmemişler için, diğeri ise cüzamlı olanlar için. Köylerin adaya girişleri farklı kapılardandı.

Cüzzamlı olanların girdiği kapıya, cehennemin referansı olan Dante Kapısı adı verildi. Çünkü kurbanlar diğer tarafta onlara ne olacağı hakkında hiçbir fikirleri yoktu.

Cüzamlılara, bu kapıdan sonraki ürkütücü tünelden geçtikten sonra, acı çekenlere yiyecek, su ve tıbbi yardım verildi.

Cüzamlılar uzun süre ihmal edildi

Çoğalan koloni, nüfusu ve Yunanistan’ın ekonomik çıkmaza girmesi bu adadaki tedavi ve bakım standartları oldukça düşmüştü. Bu yunan devleti tarafından örtbas edilip kayıtlar yok edilmiştir. Bunun üzerine adayı denetlemek için gelen İngiliz Uzman, mağdurlar için uygun tıbbi tedavi ve barınma sağlayamadıkları için ada doktoru ve yunan hükumeti hakkında ezici bir rapor hazırladı.

Cüzzamlıların hayatı kitaplaştı

Kimsenin adada neler olup bittiğini bilmediği sırada Spinalonga’da yaşayan bir cüzzamlı (Epaminondas Remoundakis), adadan kurtularak  adanın gerçek ve trajik doğasını ortaya çıkaran bir kitap yazdı. Kitabın adı ‘Cehennemin ölüleri ve yaşayanları’dır. Bu kitap insanların nasıl sefalet içinde öldüğünü ve kimsenin bir birine acımasızca davrandığını gerçek boyutlarıyla anlatıyordu.

Ada boşaltılıyor

1948’den itibaren, bu korkunç hastalığın tedavisi keşfedildiğinde, Spinalonga’daki cüzamlı sayısı düştü. Son 20 hastanın Atina’daki bir cüzam hastanesine taşındı. Ada, 1957 yılına kadar kullanıldı kaldı. Daha sonra Spinalonga terk edildi ve yağmalandı. Buradaki bir çok mimari parça şimdi Elounda’nın lüks otellerini süslüyor.

Spinalonga turizm odağı haline geliyor

Turistler 1980’lerden sonra adaya gelmeye başladı ve asıl olarak Spinalonga’nın popülaritesi, yazar Victoria Hislop’un 2006’da Ada’yı yazmasıyla arttı. Hislop’un kitabı, adanın tarihini romantikleştirdi ve Avrupadan bir çok kişinin ilgisini çekip bu adayı merak etmesini sağladı.

Şimdi adayı ziyaret etmek isteyen herkes buraya gelip Plaka kasabasında kalkan tekne turlarıyla adanın etrafını dolaşıyorlar daha sonra adayı gezip buradan ayrılıyorlar.

Cüzzam Hastalığı (Hansen’s disease) nedir? 

Hansen basili (Mycobacterium leprae) olarak bilinen bu hastalık, bir mikroorganizmanın yol açtığı, çevresel sinir sistemi ve deri başta olmak üzere birçok sistemi ve organı etkileyen bulaşıcı bir hastalıktır. Ağır vakalarda, acı çeken kişilerin uzuvları şekil değiştiriyor ve deforme oluyordu.

Hansen hastalığı olarak bilinen cüzam İncil’de “iğrenç” ve “kirli” olarak tanımlanmıştır. Bu hastalık gittikçe nam salmış ve acı çekenler için dünya çapında cüzamlılar için koloniler kurulmasına yol açtı.

Antibiyotikler 1940’larda cüzzam tehdidini ortadan kaldırmaya başlamadan önce, bu hastalık dünyayı korkutuyordu.

Cüzam, acı çeken kişiyle uzun süreli temasta bulaşıcıdır, ancak popülasyonun çoğu doğal olarak bağışıklık kazanmaktadır.

Bugün cüzam tedavi edilebilirdir ve insanlar hastalığa bulaşmadan normal bir yaşam sürdürebilirler. Buna rağmen, “cüzam” dünyada hala sosyal bir leke taşımaktadır ve bu, bazı hastaların hastalığın erken evrelerinde tıbbi yardım istememesine yol açmaktadır.

Bugün cüzam tedavi edilebilirdir ve insanlar hastalığa bulaşmadan normal bir yaşam sürdürebilirler. Buna rağmen, “cüzam” dünyada hala sosyal bir leke taşımaktadır ve bu, bazı hastaların hastalığın erken evrelerinde tıbbi yardım istememesine yol açmaktadır.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here