Andreas Manastırı Nerede?

Andreas Manastırı, Karpaz yarımadasında, Kıbrıs Adasının önde gelen Ortodoks haç merkezlerinden biridir. Eski adıyla Dinoretum veya Ay. Andreas, yeni adıyla Zafer Burnu olarak bilinen noktada bulunmaktadır.

Manastır 

Şimdiki manastırın doğusundaki içme suyu bulunan şapelin (küçük kilisenin dua yerinin) manastırın en eski yapısı olduğu tahmin edilmektedir. Modern manastır, toplanan bağışlarla Papa loannis Oiconomus (1827-1909) tarafından inşa ettirilmiştir.

Manastır, Kıbrıslı Türklerle Kıbrıslı Rumlar tarafından kutsal sayılmaktadır. Burası. özellikle 15 Ağustos ile 30 Kasım tarihlerinde binlerce hacı ve insan tarafından ziyaret edilmektedir.

Manastırda, organize bir keşiş topluluğu tarafından değil, sürekli değişen bir gönüllü rahipler tarafından hizmet veriliyordu. Kilisenin etrafı manastıra gelen hacıların ve manastır yaşamını devam ettiren rahiplerin konakladığı binalarla çevrilidir. Şimdilerde bakımsız ve kullanışsız bir durumdadır. Kiliseden aşağıda, kare tonozlu bir şapele, kutsal suyla doldurulan üç tane vaftiz havuzu vardır.

Manastır, Rumların Apostolos Andreas, Türklerin ise ‘Hz. Süleyman’ın Mucizesi’ olarak adlandırdıkları bir yerdir. Hem Türkler hem de Rumlar tarafından kutsal sayılan bir adak yeridir. Her hangi bir adağı olan, kendinin veya çocuğun iyileşmesi için adakta bulunmak isteyen Kıbrıslılar geçmiş dönemlerde hep zor da olsa bu kutsal mekanı ziyaret etmişler ve bu adak yerinde adakta bulunmuşlardır.

Bu mekanın kutsallığı deniz kenarında bulunan kayaların arasından akan sudan kaynaklanmaktadır.

Su, hem Müslümanlar hem de Hristiyanlar tarafından kutsal kabul edilmektedir. Aynı zamanda Hristiyanlar tarafından Aziz Andreas’ın uğrak yeri olduğu gerekçesiyle oraya bir kilise ve manastır inşa etmişlerdir.

Manastır, “Mucizeler Yaratan”, “Rüzgârların Hakimi” ve “Yolcuların Koruyucusu” özelliklerini taşıyan Apostolos Andreas’a adanmıştır. Manastıra adını veren Apostolos  Andreas hakkındaki bilgiler kutsal kaynaklara dayanmaktadır.

Aziz Andreas’ın Hayatı

Andreas aziz olmadan önce Bethsaidalı bir balıkçıydı. Daha sonra Vaftizci Yahya’nın (John the Baptist) bir müridi iken, Hz. İsa tarafından Hristiyanlık dinini yaymak için papazlığa çağrılmıştır. Papazlığa ilk çağrılan kişi olması nedeniyle kendine “ilk çağrılan” anlamına gelen “O Protoklidos” unvanı verilmiştir.

Misyonunu gerçekleştirdi-ği yerler ve Ölümü

Apostolos Andreas papazlık görevine başladıktan bir süre sonra Karadeniz, Marmara, Makedonya ve Tesalya bölgelerini içine alan bir seyahate çıkar. Bu seyahat sonrası Pelepones yarımadasındaki eski (Palaie) Patros şehrine yerleşir. Seksen yaşında iken burada bir zeytin ağacına çarmıha gerilerek öldürülür. Bu ağacın Yunanistan bağımsızlık savaşına (1821 ) kadar ayakta kaldığı rivayet edilmektedir.

Andreas Efsaneleri

Apostolos Andreas hakkında havariler dönemine kadar uzanan efsanevi söylentiler günümüze kadar gelmiştir. Bir söylentiye göre, Kudüs’e yapmakta olduğu bir yolculuk sırasında bindiği geminin suyu bitmiş. Bir gözü görmeyen olan geminin kaptanı gemiye nasıl su bulacağını düşünürken, Apostolos Andreas onu mucizevi bir şekilde tedavi etmiş ve ona şimdiki manastırın olduğu yerde su bulabileceğini söylemiş.

Karaya çıkar çıkmaz, Andreas hem  suyu bulmuş hem de Kör olan kaptanı bu suyla iyileştirmiştir. Bunun üzerine Apostolos Andreas’a değerli eşyalar vererek ödüllendirmek istemiş. Ancak Apostolos Andreas bunların hiçbirini kabul etmemiş. Buna karşılık olarak kaptan ile gemi mürettebatı Hristiyanlık dinini benimsemiş. Daha sonra kaptan, Kudüs’te bulunduğu bir sırada, Apostolos Andreas’ın çok kıymetli bir ikonunu alıp su kuyularının yanına koymuş.

İnanç ve Adaklar

Göz hastalıklarını tedavi eden bir aziz olarak bilinmesine rağmen, diğer hastalıkların da çaresini bulamayanların buraya adak adamaları halinde dileklerinin gerçekleşeceğine inanılmaktadır. Dilekleri gerçekleşenler ise, hastalığın türüne göre adadıkları balmumu veya metalden kulak, el çocuk şeklindeki model adakları ikonunun yanına bırakmaktadır. Bu davranış Adadaki diğer kiliselerde de sürdürülmüştür.

Bunların dışında Apostolos Andreas’a adanan adaklar arasında para, altın ve diğer ziynet eşyaları da bulunmaktadır. Manastıra gelemeyenler ise bir Koydukları zeytin yağını en yakın yerden denize atmaktadır. Böyle yapılması halinde, rüzgarlara hükmettiğine de inanılan Apostolos atılan şişelerin er yada geç manastıra ulaşacağına inanılmaktadır.

Andreas manastırının bir Adak Yeri olarak Ünlenmesi

MS. 15. yüzyıl Lüzinyan dönemine tarihlenen Aziz Andreas adak yeri 1867 yılından önce terkedilmiş durumdaydı. 1912 yılına kadar ise sadece çevre köylüler tarafından ziyaret edilen bölgesel küçük bir adak yeri idi. Ancak 1912 tarihinde gelişen bir olay, Apostolos Andreas’ın ününün Kıbrıs geneline yayılmasına ve Kıbrıs’ın dört bir yanından gelen ziyaretçilerle dolup taşmasına sebep oldu. 

Maria adında bir kadın Kayıp oğlunu aramaya koyulur

Sir Harry Luke’nin (Kıbrıs Komiser’inin özel sekreteri) yazısına göre, Türkiye’de Türkler ile Rumlar arasındaki nüfus değişiminden çok önce Alanya’da yaşayan Maria Georgiou adlı bir Rum kadın vardı. Dul olan bu köylü kadının Panteli adında bir de oğlu vardı. 1895 yılında, Panteli 13 yaşındayken, komşu köydeki papazı ziyaret etmek için evden çıkar; ancak bir daha onu gören olmaz.Aramalar sonuçsuz kalır. En sonunda Panteli’nin esrarengiz bir şekilde kaybolması, yolda giderken haydutlar tarafından kaçırılmış olabileceği düşünülür.

Aradan 18 yıl geçer. Maria oğlunu bulma ümidini yitirir. 1912 yılının ilk aylarında Maria, Apostolos Andreas’ın rüyasına girdiğini ve oğlu hakkında bilgi edinmek istemesi halinde hiç vakit kaybetmeden Kıbrıs’taki kilisesini ziyaret etmesini söylediğini iddia etmeye başlar. Rüyasında gördüklerinin etkisinden kurtulamadığından Adana’dan bir trene binip Mersine ulaşır; Larnaka’ya hareket edecek bir gemiye biner.

Ortodoksların “Büyük Paskalya Yortusu’ndan bir hafta önce olduğundan, gemi paskalyayı aileleri ve arkadaşlarıyla kutlamak için Kıbrıs’a gelecek olan Bağdat’taki tren yolunda çalışan Kıbrıslı Rum işçilerle doluydu. Güvertedeki yolcular arasında iki Mevlevi Derviş’i de bulunmaktaydı. Yolculuk sırasında Maria dervişlerden biriyle samimiyet kurar; onunla dertleşmeye başlar.

Maria, yolda Dervişle karşılaşır

Dervişlerin Kıbrıs’a gitme nedeni, Lefkoşadaki Mevlevi Tekkesi’nin emlakiyle ilgili bir işi takip etmek içindi. Sohbet sırasında Maria, kaçırılan oğlundan ve rüyasından ve neden Apostolos Andreas manastırına gittiğinden söz eder.

Maria Oğlunu buluyor

Derviş konuyla yakından ilgilenir ve kaybolan çocuğun vücudunda belirgin bir izin bulunup bulunmadığını Maria’ya sorar. Maria da ona, çocuğunun biri göğsünde, diğeri ise omuzunda olmak üzere iki beni bulunduğunu söyler.

Bunun üzerine cübbesini açan Derviş, tarif edilen yerlerdeki benlerini Maria’ya gösterir. O anda Derviş başındaki deve kılından yapılmış kahverengi renkli uzun şapkasını denize atıp annesiyle kucaklar.

Panteli annesine, komşu köye giderken haydutlar tarafından kaçırıldığını, İstanbul’da satıldığını, birçok el değiştikten sonra derviş olmak için eğitim gördüğünü, hiç yalınız kalmayıp çok yerleri dolaştığından çocukluk anılarının silindiğini, doğduğu yer ile ailesini Unuttuğunu, ancak annesinin detaya inen hikayesinin unuttuğu çoğu şeyleri hatırlamasına neden olduğunu söyler.

Anne Oğul Aziz Andreas manastırına geliyorlar

 Etraflarına oturan işçiler Panteli’ye Rum giysileri ile Apostolos Andreas’a gitmeleri için aralarında topladıkları paraları verirler. Maria ile Panteii Larnaka’ya ulaşınca hikayeleri etrafa yayılır. önce bir berberde Sakallarını kestirir. Sonra onları Larnaka Piskoposu’na götürürler. Panteli yeniden vaftiz edilir. Ertesi gün Magosa’ya gidip kiraladıkları eşeklerle Apostolos Andreas Manastırı’na doğru yola çıkarlar. Salamis’ten geçip önce Mağusa Boğazı’ndaki bir handa, sonra da Leonarissos ile Dipkarpazda birer gece konaklarlar.

Dipkarpazdan ayrılırlarken evlerinden çıkan köylüler onlara gülümdanlıklarla gül suyu dökerler, toprak buhurdanlık içinde yaktıkları zeytin yapraklarıyla onları tütsülerler ve onlar da buhurdanlıktan çıkan kutsal duman üzerinde ellerini salladıktan sonra Andreas Mananastırı’na doğru yola çıkarlar. Manastıra ulaşınca eski adak yerindeki sunağın önünde azize dua ederler.

Manastır bu olaydan sonra çok meşhur oluyor

1912 yılının ilk aylarında gerçekleşen bu olay Balad (İlahi Türkü-İlahi şiir) şeklinde kaleme alınarak değişik Rumca broşürlerle adanın her tarafına duyurulur. 1912 yılı itibariyle bu broşürlerden toplam 7700 adet basıldığı, paralı olarak satıldığı ve bu broşürlerin her birinin kısa sürede tükendiğinden iki ile üçüncü baskılarının da yapıldığı söylenmektedir. Bu yayınlardan, azizin yarattığı mucizeleri öğrenenler, adak yerini akın akın ziyaret etmeye başlarlar. Böylece Apostolos Andreas adak yeri Kıbrıs’ın en önemli ziyaret yerlerinden biri durumuna gelmiş olur.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here