Devam eden doğa yürüyüşlerimizde, bu sefer Aziz Pavlus yolunun yürüdük. Isparta’da iki gün süren doğa yürüyüşümüz; doğada olmanın huzuru, arkadaşlığın ve paylaşmanın tadıyla birleşince herkese unutulmaz anlar bıraktı.

Aziz Pavlus yolu: Yazılı Kanyon

Grubumuzdaki arkadaşlarla sabah erkenden (06.00) Antalya’da buluşup Isparta’ya doğru yol aldık. Karacaören barajı kenarında kahvaltı molasının ardından ilk durağımız olan Yazılı Kanyon’a devam ettik.

Aziz Pavlus yolu: Yazılı Kanyon

Turumuza, Yazılı Kanyon’a ismini veren yazıtı görerek başladık. Burada kanyonun içinden akan Yazılı Deresi kenarında bir saatlik bir yürüyüş yaptık. Temiz bir dağ havası bizi kendimize getirdi. Bu kısa yürüyüş ardından sütçülere geçtik.

Aziz Pavlus yolu: Yazılı Kanyon

Yazılı Kanyon, Aksu Çayı’nın bir kolu olan Yazılı Deresi ve arazinin karstik yapısı sonucunda oluşmuştur. Kanyonun derinliği 100m.’den 400m.’ye kadar değişiklik gösteriyor. Kanyon, Yazılı Deresi’nin oluşturduğu küçük şelaleler ve gölcüklerin yeşille birleşmesi doğanın güzelliğini bir kez daha gözler önüne sürüyor.

Aziz Pavlus yolu: Yazılı Kanyon

Bu arada, Yazılı Kanyon’dan Sütçüler’e giden rotayı biz yürümedik; doğrudan Sütçüler’e araçla geçtik. Sütçüler’de yürüyüş esnasında ihtiyacımız olacak erzakları alıp yürüyüşümüze Sütçüler’den başladık.

Buraya gelmişken Sütçüler’e de bir göz attık. Sütçüler, bölgede önemli bir yere sahip. Sütçüler’in tarihi MÖ. 200 yılına kadar uzanıyor. Adada, ilçe merkezine 10 km. uzaklıkta yer alıyor. Seferağa Camisi, Selçuklu döneminden günümüze kalan en önemli eser.

Aziz Pavlus yolu: Yazılı Kanyon

Sütçüler’in en eski adı Aziz Pavlus’tan gelen Pavlu’ymuş. Sütçülerin Cumhuriyet’in ilanına kadar Bavlu olan ismi Cumhuriyet Dönemi’nde dağ-dağlık anlamına gelen Cebel olmuş, 1938 yılında ise Sütçüler olarak değiştirilmiş ve ilçe statüsü kazanmıştır.

Aziz Pavlus yolu: Sütçüler’den Hacıahmetler’e geçen rota

Sütçülerde işimizi bitirdikten sonra kaptanımız bizi yürüyüş rotamızın başladığı noktaya bıraktı. 1000 metre yükseklikte olan Hacıahmetler köyünde biraz soluklandıktan sonra dik bir yamaca tırmandık. Rehberimiz Volkan’a bizi niye böyle zor yerlere getirdiğinden yakınırken, o da bize yarınki rotanın bundan daha dik ve uzun olduğunu söyleyince şikayet etmeyi kestik:).

Yürüdükçe yorulduk, yoruldukça dinlendik. Yolda uzun uzun sohbetler ettik, birbirimiz hakkında daha çok öğrendik. Yürümenin arkadaşlığın ve paylaşmanın tadına vardık. Ara ara yalnız kaldığım oldu. Adımlarımla birlikte düşüncelerimin akışına bıraktım kendimi. Pandemi, işsizlik ve belirsizlikler… Önümde çok yol vardı yürünecek. Yürüdüğüm rotanın da sonu belirsizdi ilk defa yürüyordum; ama zevkliydi, merak uyandırıyordu. Tıpkı hayat gibi. Ben hep yürüyordum; yanımdakiler, önümdekiler ve ardımdakiler değişiyordu…

Aziz Pavlus yolu: Hacıahmetler köyü yakınlarında. Yer yer mermer ocağı görmek üzücü

Sütçüler’de başladığımız yürüyüş Hacıahmetler köyü içinden geçip, 1300 rakımlarda olan Tota dağı eteğinde yer alan Zengi Yaylası ulaştık. Zengi yaylasında taşsız ve çalısız düzlüğe ulaştığımızda derin bir oh çektik. Yolumuzun yarıdan fazlası geride kalmıştı. Bu düzlükten asfalt yola kadar yürüdük.

Bu asfalt yol bizi Adada’ya kadar götürdü. Adada antik şehrine kadar devam ettik. Hep ağaç ve çalılık olan rotamız Adada’ya vardığımızda renklendi. Roma döneminde ait, birçoğu yıkılsa da günümüze kadar gelebilmiş tapınak kalıntıları arasında gezinip Adada’da vakit geçirdik.

Aziz Pavlus yolu: Adada Antik Kenti. Şehrin tapınaklarından biri

Adada Pisidya’nın önemli şehirlerden biriydi. Buradaki yapıtların büyüklüğünden ve imparatorlara adanmış tapınaklardan bu kolayca anlaşılıyor. Adada isminin Anadolu’nun eski yerli halkının dili olan Luvice, ya da bunun M.Ö. 1. bindeki ardıllarından biri olan Pisidce dilinden gelmektedir. Kesin olmamakla birlikte “Ada” kök sözcüğüyle “wanda/anda” takılarından türemiş olabilir.

 Adada’yı ziyaret ettikten sonra bir molayı hak etmiştik. Bizi bekleyen aracımıza çantaları koyup çay ve kahve molası verip muhabbetin tadını çıkardık. Yorulmuştuk; fakat kimsenin umrunda değildi.

Aziz Pavlus yolu: Adada Antik Kenti

Biraz güç topladıktan sonra rotamızın son çeyreğini ve belki de en zevkli yerini yürümeye koyulduk. Geçmişte önemli bir ticaret merkezi olan bu zengin kentin yapıları arasında ilerleyip Roma Döneminden kalma taş döşeli yola vardığımızda gözlerimize inanamadık.

Aziz Pavlus yolu: antik roma yolu

Grubumuzun üyelerinin hepsi rehber olduklarından antik yapılara alışkın olsalar da; burada gördüğümüz antik yol kimsenin daha önce benzerini görmediği bir şeydi. Hepimizi hayretler içinde bıraktı.

Antik yolu da yürüyüp bitirdikten sonra bizi bekleyen aracımıza kendimizi attık. Çok yorulmuştuk fakat buna değdi. 15 km olan yürüyüşümüzü bitirdikten sonra Eğirdir’deki otelimize hareket ettik. Akşam yemeğini göl kenarında Eğirdir’e özgü kerevit, göl levreği ve göl sazanı tadarak günün yorumunu yaptık.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here