Göbekli Tepe

Göbekli Tepe‘nin 12 bin yıl gibi oldukça eski bir tarihinin olması, Göbekli Tepe’yi başka yerlere taşımış ve bir gizemlilik yüklemiştir. Tuhaf sembolleri ve ürkütücü tasvirleri ile daha önce görülmemiş bir dine adanmış bu gizemli yer, varlığı ile şimdiye kadar oluşmuş teorilere meydan okuyor.

Tapınak yapıları, Göbekli Tepe kaç yaşında?
Tapınak yapıları D yapısı, Göbekli Tepe kaç yaşında?

Göbekli Tepe’nin yarattığı gizem, bilim ile hayallerin dünyasını, aklıselim ile metafiziği birbirine karıştırmıştır. Bilinçli ya da bilinçsiz olarak yapılan kurgusal saptırmalar ile de toplumda Göbekli Tepe’ye yönelik bilgi kirliliğine neden olmuştur.

Kutsal kitaplarda bahsedilen Cennetin kapısı olmasından, uzaydan gelenlerin merkezi olmasına kadar bir çok yorum yapılmış ve hala yorumlanmaya devam ediyor. Bu söylentilerin artması bir yandan Göbekli Tepe’ye ilgiyi arttırırken diğer yandan Göbekli Tepe hakkında bilinmesi gereken gerçekleri de arka plana atmıştır. Göbekli Tepe gerçeklerinden kopmadan, bilinmesi gereken önemli detayları sizler için hazırladım.

📍 Göbekli Tepe Bir İlk Değildir!

Burada ortaya çıkan Neolitik kültür ilk olarak 1964 yıllarında Çayönü kazıları ile tanınmaya başlamıştır. Bu kültürün ile ilgili bilgiler 1978 yıllarından sonra başta Nevalı Çori olmak üzere diğer kazı yerleri ile pekişmişti.

Göbekli Tepenin bulunduğu alanın üstü kapatılmış ve etrafı yürüyüş yoluyla çevrilmiş. Ziyaretçiler yapıları yukarından görüyor
Göbekli Tepenin bulunduğu alanın üstü kapatılmış ve etrafı yürüyüş yoluyla çevrilmiş. Ziyaretçiler yapıları yukarından görüyor.

Neolitik Dönem uzmanları için Göbekli Tepe’de ortaya çıkan kalıntılar “aykırı” değildir; yalnızca diğer buluntu yerlerine göre daha görkemli ve daha iyi korunmuştur. Dolayısyla, ilk öğrenenler için heyecan verici olsa da konunun içinde olan bilim çevreleri tarafından benzerlerinin bilindiği için sakinlikle karşılanmaktadır.

📍Göbekli Tepe ile İlgili Bilinen Yanlışlar

🔸 Uzaylılar ile bağlantı kurulması, beklenmedik bir arkeolojik buluntu ile her karşılaşıldığında ortaya atılmış, kamuoyunu heyecanlandırdıktan ve birkaç bilim kurgu yazarini zengin ettikten sonra da unutulmuştur.

🔸 Göbekli Tepe’yle ilgi diğer bir yanlış iddia ise “Cennetin Kapısı” ile ilişkilendirilmesidir. Bunun temel nedeni maalesef hiç bir kaynağa dayanmayan ve toplumda çok basite alınan “Tarih öncesi İnsan” algısının olmasıdır.

📍 Göbekli Tepe’nin Doğduğu Neolitik Dönemi Anlamak

Göbekli Tepe, ders kitaplarında bahsedilen Cilalı Taş Devri olarak adlandırılan Neolitik Döneme ait bir yerleşim yeridir; yani taşın taşla işlendiği dönemdir.

Göbekli Tepe örneğine bakarak Anadolu’nun, uygarlık tarihine en özgün ve önemli katkıyı Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem ile yaptığını rahatlıkla söyleyebiliriz.

Neolitik Çağ olarak bilinen dönem, tarihin kırılma noktalarından biridir. Kısaca tanımlarsak, Neolitik Çağ, insanların avcılık ve toplayıcılıktan besin üretimine, gezginci bir yaşamdan yerleşik yaşama geçtiği, toplumun bütün kurumlarıyla yeniden biçimlendiği bir dönemi temsil eder.

Neolitik Dönem ile ortaya çıkan toplumsal ve ekonomik yapılanma gelişerek çiftçi ve köy yaşantısı, kentleşme, devlet oluşumu, imparatorlukların ortaya çıkışından Endüstri Devrimi’ne kadar gelen düzenin başlangıcını oluşturmuştur.

Farklı bir açıdan bakılırsa Neolitik Çağ, son buzul bönemi bitimini izleyen yeni iklimsel koşullara insanların bildikleri kültür ve teknolojileri ile uyum sağladığı ve dolayısıyla yaşamlarını yeni oluşan koşullara göre ayarladıkları bir dönemdir.

Anadolu, Neolitik kültüre bakış açımızı yeniden biçimlendiriyor. Güneydoğu Anadolu’da “yerleşik avcı toplayıcılar”a ait bulguların ortaya çıkması önceki bilgilere tümüyle karşıt kavramlar oluşturmaya başlamıştır.

Edinilen bilgiler ışığında, önceleri “özel yapı” daha sonraları “kült yapısı” olarak tanımlanan bu yapılara artık rahatlıkla tapınak diyebiliriz. Ayrıca, eşitçil bir toplum yerine katmanlaşmış toplum, yönlendirilmiş işgücü, seçkin ustalar, zanaatkarlar, piroteknoloji, sanat ve uzak mesafelerle ticaret yapmak gibi kavramların Çanak Çömleksiz Neolitik Dönemdede olduğundan söz etmek mümkündür.

📍 Güneydoğu Anadolu Neolitik Kültürü ve Göbekli Tepe

D yapısı. Turna Dikilitaş bölümü
D yapısı. Turna Dikilitaş bölümü.

Yukarıda Güneydoğu Anadolu ve yakın çevresindeki kazılara dayanarak kısaca özetlediğimiz Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem kültürü MÖ 10.500 yıllarında başlayarak MÖ 7.200 yıllarında Çanak Çömlekli Neolitik Dönem kültürüne geçiş sürecine kadar kesintisiz olarak devam etmiştir.

Çanak Çömleksiz Neolitik Dönemi belirleyen kültürel devrimin odağının Güneydoğu Anadolu olduğu artık kesin olarak kabul edilmiştir.

📍 Göbekli Tepe’nin Farkı ve Önemi Nedir?

Tapınak yapıları C yapısı

Göbekli Tepe’nin temsil ettiği kültür, her bakımdan heyecan verici, ezberimizi bozan, düşünce sistemimizi zorlayan özellikler taşımaktadır. Göbekli Tepe’nin bize neyi anlatmak istediğini ve ortaya çıkardığı farkları şöyle sıralayabiliriz:

  • Şaşırtıcı ve benzersiz bulgularıyla Göbekli Tepe, bugüne kadar çok az bir bölümü kazılmış olmasına karşın avcı-toplayıcı yaşam biçiminden, tarım ve hayvancılığa geçiş sürecini anlamamıza önemli katkılar sağlayan benzersiz bir tarihöncesi yerleşimdir.
  • Klaus Schmidt’in Urfa İli sınırları içindeki Göbekli Tepe’de gün işığına çıkardığı kutsal alanlar Neolitik Çağ ile ilgili pek çok örneği altüst etmiş, Göbekli Tepe’yi sadece bilim dünyasında değil, tüm dünya kamuoyunda da tanınmasını sağlamıştır.
  • Bu yapılar konusundaki değerlendirmeler tapınak oldukları konusunda yoğunlaşmaktadır. Ancak tümülüslerde olduğu gibi üzerlerinin örtülmesi, yapımındaki çok yönlü organizasyonu yöneten bir iradenin varlığı, çevreye hakim konumları bunların tapınaksal anıt mezarlar olabileceğini de düşündürüyor.
  • Burada ortaya çıkan kült yapıları günümüze kadar diğer yerleşmelerde rastlanılanlardan sayıca çok daha fazla ve karşılaştırılamayacak kadar büyüktürler. Bu durum Göbekli Tepe’nin diğer yerleşimlerden farklı bir inanç merkezi olabileceğini düşündürmüştür.
  • Çanak Çömleksiz Neolitik yerleşimler genellikle, su kaynaklarına ve diğer kaynaklara yakın alanlara kurulurken, Göbekli Tepe bilinen en yakın su kaynağından oldukça uzak bir yerde dağ silsilesinin en yüksek noktasında kurulması ile farklıdır.
  • Göbekli Tepe’nin yeri çevreye hakim konumuyla dikkat çekmektedir. Geniş bir alandan kolaylıkla fark edilebilmesi, yakın ve uzak mesafelerden gelecek insanlar için merkezi bir toplanma noktası olarak özellikle seçilmiş olabilir.
  • Göbekli Tepe ve çevresindeki benzer yerleşmelerin neredeyse tümünün ovalarda değil, Göbekli Tepe gibi sırtlarda olduğu, dolayısıyla tarım ve çiftçiliğe değil avcılığa odaklı bir yaşam amaçlanmıştır.
  • Göbekli Tepe, tören uygulamaları ve inanç sisteminde bir bütünlük olduğunu göstermesi yönüyle ilginçtir.
  • Göbekli Tepe’deki yapıların tabanları törenlerde sıvı kullanıldığını göstermektedir; bunların çoğu su geçirmez terrazzo tekniğinde, bazıları sal taşı döşenerek, bazıları ise ana kayanın düzletilmesiyle ile yapılmış. Bazen de sıvıyı yönlendirecek kanallar bulunmaktadır.
  • Kült binalarının sayısal çokluğu, Göbekli Tepe’nin bir inanç merkezi olduğunu net bir şekilde açıklamıştır.
  • Her bir tapınakta görülen tasvir ve kabartmaların diğerinden farklı olması bunların farklı simgesel anlamları olabileceğini düşündürmektedir.
  • Kült binalarının sık aralıklarla doldurularak gömülmesinden dolayı, yapıların kaç tanesinin aynı zaman diliminde denk geldiğini anlaşılmaz kılmaktadır.
  • Göbekli Tepe, betimlemeleri, kabartma ve heykelleri ile Neolitik Dönem inanç sistemini ve bununla ilgili simgesel değerleri şimdiye kadar hiçbir yerde görülmemiş bir zenginlikte bizlere tanıtması açısından özel bir yerdir.
  • Göbekli Tepe, daha önceleri bolluk ve bereketi simgeleyen “Ana Tanrıça” odaklı Neolitik Çağ simgesinin yerini güçlü erkek figürü almış; ve bunun yanında doğada hareketli olan her türlü canlının da inanç sistemi içinde önemli bir simgesel değeri olduğu ortaya çıkmıştır.
  • Tarih öncesi hayvan betimlemeleri avın bereketi ile özdeşleştirilirdi, ancak Göbekli Tepe’de sürüngenlerden kuşlara, av hayvanlarından yırtıcılara, akreplerden yılanlara kadar çeşitlilik gösteren bu betimlemeler doğada yaşayan her türlü canlının düşünce sisteminde bir yeri olduğunu göstermektedir.
  • Göbekli Tepe’de karşı karşıya olduğumuz bu yapılar, bölgede yaşayan ve bölgeyi kontrol eden grupların toplanabileceği bir sosyal merkez ve kült mekanı olarak yorumlanmaktadır.
  • Neolitik Dönemde en çok avlanan koyun, keçi, ve ceylan betimlemelerinin Göbekli Tepede şimdiye kadar hiç rastlanmamış olması ilginçtir.
  • Çanak Çömleksiz Neolitik Dönemde işaret ve sembollerin kullanımı, belirli bir kültürel bilgi birikiminin korunması ve aktarılması amacına yönelik bir ilk olma özelliğini taşır.
  • Göbekli Tepe betimlemelerinde tahıl ya da diğer bitkilere de rastlanmamıştır.

📍 Göbekli Tepedeki Yapıların Özellikleri

Tapınak yapıları A yapısı

🔸Jeomanyetik ve jeoradar yöntemleriyle yuvarlak ya da oval planlı yapılardan 20’ye yakını tespit edilmiş, bunlardan 8 tanesi (bugünkü üstü kapalı alan) kazıyla ortaya çıkarılmıştır.

🔸Bu yuvarlak planlı yapıların her birinin ortasında, iki tane, boyu 5,5 metreyi bulan, kireç taşından stilize edilmiş büyük boyutlu insan tasvirleri olarak düşünülen T- biçimli dikilitaşlar bulunmaktadır.

📍 T Biçimli Dikilitaşlar (İnsan heykelleri)

🔸 Göbekli Tepe’nin en ilginç buluntuları, üzeri hayvan betimlemeleriyle süslenmiş “T” biçimli anıtsal dikilitaşlardır. Dikilitaşların üzerlerinde kabartma tekniğiyle yapılan hayvan motifleri ve çeşitli soyut semboller görülmektedir.

Göbekli Tepe’deki anıtsal yapıları oluşturan T-biçimli dikilitaşların dikkat çeken özellikleri şöyle:

D yapısı, T şekilli dikilitaşlar insanları tasvir ediyor.
  • Tek bir (yekpare) taştan oluşan bu devasa dikilitaşların yükseklikleri 4 ile 5,5 metre arasında değişmektedir.
  • ‘T’ formunda olan dikdörtgen biçimindeki dikilitaşların, üst tarafının insan kafasını temsil eden soyut bir tasvir olduğu, kısa kenarının ise insan yüzünü temsil ettiği düşünülmektedir.
  • Dikilitaşlar, bir tür insan ya da tanrı heykeli olarak algılanabilmektedir.
  • Dikilitaşların bazılarının gövde kısmında kol ve belin orta kısmına doğru işaret eden parmaklarıyla el motifleri dikkat çekmektedir.
  • Dikilitaşların bel kısmında bulunan kemer ve peştemal motifleri insansı özelliklere vurgu yapmaktadır.
  • Heykeli andıran dikilitaşlar, boyun kısmını kaplayan V-biçimli kolye dışında çıplaktır.
  • Natüralist bir tazla işlenmiş heykeller insanı temsil ederken, son derece soyut bir üslupta işlenmiş anıtsal antropomorfik ((insan biçiminde) dikilitaşlar muhtemelen daha büyük, daha güçlü ve tanrısal varlıkları temsil ediyordu.
  • D yapısının merkezindeki dikilitaşlar, Göbekli Tepe’deki anıtsal yapıları oluşturan T-biçimli dikilitaşların antropomorfik (insan biçiminde) özelliklere sahip olduğu görüşünü kanıtlar niteliktedir.

Dikilitaşların gerçek boyuttan büyük ve son derece soyut bir tarzda tasvir edilmiş olmaları, işçilikteki bir yetersizlik değil, bilinçli olarak yapılmış bir tercihtir. Bu tercih, ‘Urfa adamı’ adı verilen ve aynı döneme takabül eden heykelde açıkça görülmektedir. Bilerek ve isteyerek bu taşlara insan yüzü detayları verilmemiş olduğu düşünülmektedir.

📍 Göbekli Tepe’de Bulunan Hayvan kalıntıları Neyi Açıklıyor?

Özel anlamları olsun ya da olmasın, Göbekli Tepe’de çok miktarda hayvan kalıntısının ele geçmesi, çok miktarda etin tüketildiği geniş ölçekli sosyal etkinliklerin varlığına işaret eder.

Düzenli toplantılar, kolektif etkinlikler ve karşılıklı olarak düzenlenen şölenler, avcı-toplayıcı toplulukların değiş tokuş ve bağları güçlendirme amaçlarına hizmet eden temel gerekliliklerdir.

Göbekli Tepe’de, bu anıtsal yapıların hangi amaçlarla yapıldığı sorusuna yanıt aradığımızda, bu tür geniş kapsamlı, ritüelleşmiş şölenlerin düzenlendiği düşüncesi önem kazanmaktadır.

Kireçtaşı molozu, çakmaktaşı eserler, taş kap parçaları, öğütme taşı parçaları, ve özellikle çok sayıda hayvan kemiğinden oluşan bir toprak dolgu ile doldurularak kapatılmış, daha doğrusu gömülmüştür ve tepe bugünkü görünümünü almıştır.

Göbekli Tepede ele geçen tüm kemik kalıntıları, burada kalan insanların beslenmesi için avlanarak buraya getirilen yabani hayvanlara aittir.

Avcıların hedef aldığı hayvanlar bölgeye özgüdür ve geniş bir çeşitlilik gösterirler. Bunlar arasında yaban öküzü, ala geyik, yaban eşeği, yaban domuzu gibi büyük av hayvanlarının yanı sıra tilki, yabani tavşan ve av kuşları (kınalı keklik, güvercin, ördek) gibi küçük av hayvanları da yer alır.

Sayılarına bakıldığında, ceylan en çok tercih edilen av hayvanı olarak göze çarpar, ancak sağladığı et bakımından yaban öküzü alanda tüketilen etin yüzde 50’sini sağlaması açısından ilk sıradadır. Ancak hayvanların avlanmasının tek sebebi etin beslenmek için et ihtiyacından kaynaklı değildi.

Düşük besin değerine sahip leş yiyen kuzgun, karga veya küçük karga gibi siyah tüylü kuşların avlanmasının ardındaki neden sadece beslenme ihtiyacı için olmamalı

Bu kuşların neden avlandığı hakkında şimdilik sadece tahminlerde bulunabiliyoruz. Belki de siyah parlak tüyleri veya çıkardıkları boğuk seslerin yukarı Mezopotamya avcı toplayıcı halklarının tinsel dünyasında özel bir anlam taşıyordu.

Göbekli Tepe ve bölgedeki diğer yerleşmelerde ele geçen buluntular da bu tür kolektif etkinliklerin varlığını kanıtlamaktadır. Dolayısıyla Yukarı Mezopotamya’nın Çanak Çömleksiz Neolitik Döneminde buna benzer etkinliklerle karşılaşmak şaşırtıcı değildir.

Ancak, özellikle Göbekli Tepe’de, bu anıtsal yapıların hangi amaçlarla yapıldığı sorusuna yanit aradığımızda, bu tür geniş kapsamlı, ritüelleşmiş şölenlerin düzenlenmesi böylesine karmaşık ve anıtsal boyutta bir mimarlık ortaya çıkarmıştır.

Yine de, bu göçebe avcı-toplayıcıların neyi, ne zaman, nasıl ve neden ürettikleri ve üretebiliyor oldukları sorusu hala yanıt beklemektedir.

📍 Göbekli Tepe Nasıl ve Kimler Tarafından ve Nasıl İnşa Edildi?

Göbekli Tepenin inşasında Etnografik vaka çalışmaları üzerine yapılan hesaplamalara göre, Çanak Çömleksiz Neolitik Dönem toplumlarının gelenekleri de göz önünde bulundurularak, bir avcı toplayıcı grubunun 25-50 arasında değişen bir kişi sayısına sahip olduğu ve maddi kültür ve dillerine göre ortak bir kimliğe sahip 10 ile 20 arasında grubun yer aldığı tahmin edilebilir.

Göbekli Tepe’de yürütülen araştırmalarda bu yapıları inşa eden kişilerin birden fazla gruptan oluştuğu anlaşılmıştır.

Büyük ölçekli toplumsal görevlerin yerine getirilmesinde en iyi sonucu kolektif çalışma yöntemleri verir. Kuşkusuz, Göbekli Tepe’deki yapıların inşa edilmesi de bu tür görevler arasında sayılır.

Yapılan bazı etnografik çalışmalar, bu tür ortak çalışmaya dayalı mega projelerin gerçekleştirilmesi için gereken iş gücünün ziyafetler organize edilerek elde edilebileceğini ortaya koymuştur.

Yapıların çok daha uzun bir süre içerisinde inşa edilmiş olduklarını da ihtimal olarak değerlendirmek mümkün ancak yapım süreçleri üzerine yapılan araştırmalarda henüz bu tür bir sonuca ulaşılmadı.

Diğer yandan, yapımı tamamlanmış yapılar üzerinde, yeniden düzenleme, onarım, küçültme ve bazı yapı elemanlarının yeniden kullanımı gibi çeşitli değişiklikler ve eklemeler yapıldığına dair veriler mevcuttur.

A, B, C ve D yapılarında yer alan imgeler bize bunların hiç de tesadüf olmadığını gösterir. Her yapıda farklı bir odak noktası ele alınarak, belirli bir modelin izlenmiş olabileceği fikrini sunmaktadır. Örneğin, A yapısında yılan motifi hakimdir. B yapısındaki eksik verilere rağmen tilki motifi, C yapısında ise yaban domuzu kabartmaları hakimdir.

D yapısında ise geniş bir çeşitlilik gösteren bezemelerde kuş ve yılan motifleri hakimdir. Dikilitaslar üzerinde yer alan tasvirlerdeki farklı odak noktaları, Göbekli Tepe’de çalışan farklı klanlara ait ayırt edici işaretler olarak yorumlanabilmektedir.

Obsidyen buluntular, bölgedeki Çanak Çömleksiz Neolitik topluluklarının değiş-tokuş ağının ve hatta alanı ziyaret eden grupların yayıldığı coğrafi alan hakkında ipuçları verebilir.

Bingöl, Nenezi Dağ ve Göllü Dağ bölgelerindeki farklı volkanik arazilerden gelen 7 farklı hammadde türü, diğer çağdaş yerleşmelerde görülenin çok üzerinde bir çeşitlilik göstermektedir.

Farklı bölgelerden gelen geniş insan topluluklarının, bu anıtsal yapıların inşası için en azından dönemsel olarak Göbekli Tepe’de toplandığı düşünülür.

Alanda yapılan araştırmalar sonucunda belirlenen, tahıl, fıstık, badem, et ve özellikle hayvansal yağ gibi yüksek enerji potansiyelli besinlerin yoğun olarak tüketimi de bu durumu desteklemektedir.

📍 Kazılarda Bulunan Kaplar Ne Anlam İfade Ediyor?

Tapınak yapıları A yapısı

Şölenlerin belirli dönemlerde tekrarlanıyor oluşu, geniş kitleler için besin sağlamanın zorlukları da göz önünde bulundurulduğunda, avcı toplayıcı grupların ekonomik olanakları üzerinde birbaskı unsuru oluşturuyor olmalıydı.

Çok miktarda besin ihtiyacının ortaya çıkması gibi durumlara karşılık olarak yeni ve daha öngörülebilir besin kaynakları ve işleme tekniklerinin geliştirilmesi gibi bir gerekliliğin ortaya çıktığını varsayabiliriz.

Göbekli Tepe’de yapılan bir diğer ilginç keşif, şölenlerin sosyo-kültürel konteksti içerisinde tahılların sahip olduğu önemli rolü gözler önüne serer.

Büyük miktarlarda yemek tüketiminin yanında, şölenlerin bir vazgeçilmezi olarak önemli bir miktarda içki de tüketiliyor olmalıydı.

Göbekli Tepe’nin su kaynaklarına uzak bir noktada kurulduğunu biliyoruz. Sarhoş edici içkilerin, özellikle alkollü içeceklerin rolü hem arkeolojik hem de etnografik kontekstlerde benzer şekilde tartışılmıştır.

Hafif alkollü içeceklerin üretimi ve tüketimi böylesine erken dönemler için bile şaşırtıcı değildir.

Göbekli Tepede Çanak Çömleksiz Neolitik B kontekstlerinde, çeşitli geniş, fıçı ve oluk biçimli akıtacaklı kaplar bulunmuştur.

Bu kapların, boyutlarından ve 160 litreye kadar ulaşan kapasitelerinden de anlaşıldığı gibi, bunların odaların içerisinde sabit, bütünleyici donanım elemanları oldukları anlaşılmaktadır.

Bu tür kaplara ait parçalar diğer tabakalarda da görülür. Bu taş kapların bazılarının içerisinde, dip kısımlarda grimsi-siyah bir tortu tespit edilmiştir. Yapılan analizler henüz nihai sonuca ulaşmasa da, bu tortuların tahılların fermantasyon işlemi sırasında ortaya çıkan oksalat isimli maddenin varlığına, dolayısıyla malt ve bira üretimine işaret etmektedir.

4 YORUMLAR

  1. Yazıyı okudum hatta okumaya çalıştım ama somut bilgi elde edemedim. Cevaplandığı düşünülen bir çok soruya net cevap verilmemiş olduğunundan aydınlatıcı bir yazıdan çok bilgileri daha flu bir hale getiren bir yazı olmuş. Bunu yapıcı eleştiri babın da yazma ihtiyacı hissettim. Okudum ama hiç bir şey anlamadım. Kusura bakmayın

    • Aydın Bey Merhaba, yazıyı okumanız ve yorum yapmanız beni mutlu etti. Bu yazının bahsettiğiniz gibi çok karışık olmadığını düşünüyorum. Soruların direk cevabı yerine, dolaylı olarak cevabı bulunabilir. Tekrarlaması sık olan cümlelerden dolayı kafa karıştırabilir. Bu yönden haklı olabilirsiniz. Aynı yorumu bir kaç kez daha alırsam yazıyı düzeltmem gerekecek. Değerli vaktiniz ve yorumunuz için teşekkür ederim.

  2. Yine güzel bir blog ekledin emeğinize yüreğinize kaleminize sağlık ,yani tarih sil baştan yazıyor ,her gördüğümüz ,helen,roma değil miş sadece yabancı gezginler ve arkokoklar yol mühendisleri Anadolu yu Helen , Roma uygarlığına uyarlamis hatta bitki örtüsü icinde aynı ,

    • Anadolu kıskanılacak kadar güzel ve eşsizdir. Anadolu Tarihini dünya tarihinden çıkar geriye büyük bir boşluk kalır. Anadolu, Göbekli Tepe ile daha bir anlam kazandı. Neolitik çağa (Çatalhöyük) odaklananlar şimdi, Göbekli Tepe ile Paleolitik Dönemin bile ötesine geçmek zorunda kaldılar. Göbekli Tepe çok önemliyken, etrafındaki yeni kazılan yerlerin de bulunmasıyla sıradan bir yer haline gelmeye başladı. Göbekli Tepe’nin sırrı Taş Tepelerde bulunan diğer yapılar sayesinde çözülecek, hatta Göbekli Tepe buraları anlamak için artık bir basamak olarak kalacak… Heyecanlı buluşlar bizi bekliyor. Ben öğrendikçe burada paylaşıyor olacağım. Zaman ayırıp okumanıza sevindim. Teşekkür ederim.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here