Perge, sadece Antalya’da değil Türkiye’de görülmesi gereken en önemli antik şehirlerin başında gelir. Bulunduğu konumdan dolayı Antalya merkeze ve Belek turizm bölgesine yakın, ulaşımı kolay bir antik şehirdir.

Perge antik şehrinin güney hamamları ve stadyumu (arkada)

Perge, Antik Çağda bulunduğu bölge olan Pamphylia’nın kentleşmesi bakımından çok büyük öneme sahiptir. Günümüze ulaşmış kalıntılardan da anlaşıldığına göre, Şehir Küçük Asya’ya gelen çok sayıda araştırmacının yoğun ilgisini çekmiştir.

Pamphylia bölgesinde Side ile birlikte başşehir olarak görülmüş, iki önemli şehirden biridir. Perge’nin Roma döneminde metropolis, neokoros gibi unvanları, Pamfilyanın başşehri olabileceğini akla getirse de, Side’nin de aynı ünvanlara sahip olmasından dolayı sürekli bir birleriyle yarıştığını ortaya sermektedir.

Her iki şehrin de önemli özellikleri vardı. Side, deniz kenarında ticareti ile güçlü iken Perge ise şehrin tanrıcası Artemis Pergae sayesinde meşhur olmuştu. Bu yüzden başşehir olup olmadığı kesinlik kazanmamıştır.

 

Perge’nin Tarihçesi

Şehrin Erken Tarihi

Şehrin akropolünde M.Ö 4200′ e ait 4 mezar yapısı bulunmasına bakılırsa Pergenin tarihi çok eski zamanlara gitmektedir.

Şehrin yazılı erken tarihi hakkında kesin bir kanıt olmasa da, M.Ö 1200’ler Hitit Kralı IV. Tuthalia ile Tarhuntaşa Kralı Kurunta arasındaki bir sınır anlaşmasını içeren tabletle bahsi geçmektedir. Bu yazıta göre: “Tarhuntaşa’nın batı sınırının Kastaraia/Kestros (günümüzdeki Aksu) Nehri olduğu, bunun batısında kalan Parha-Perge’nin ise Lukka ülkesi sınırları içinde yer aldığı hakkında bilgi vermektedir. Bu tunç tablet günümüzde Ankara Anadolu Medeniyetleri Müzesinde yer alıyor.

Perge’nin Kuruluş Hikayesi

Kent, mitolojik hikayeye göre ,Truva savaşından sonra Argoslu kahinler olan Mopsos, Kalkhas ve Amphilokhos önderliğinde kurulmuştur. Pamphylia’dan geçen Akhalar, Kilikia’da (Adana civarları) koloniler kurarlar. Perge’deki Helenistik kapının içindeki avluda, bu kurucuların heykellerine (ktistes) ait yazıtlar bu hikayeyi destekler niteliktedir.

Ayrıca, şehrin kuruluşunda Mopsos, Kalkhas, Leonteus, Rhiksos, Minyas, Makhaon ve Labos gibi kahramanların da adı geçmektedir.

Antik Yunan ve Pers Dönemi

Kentin, M.Ö 7. yüzyıldan itibaren Miletos ve Rhodos ile ticari bir bağı oluğu buluntular ile kanıtlanmıştır. M.Ö 540 yılında Pamphylia Pers egemenliğine girer.

Şehir, M.Ö 425-424′te Pers tehdidine karşı Atinalılar tarafından Attika-Delos Deniz Birliğine katılmıştır. Birliğin etkili bir üyesi olmamıştır. Daha sonraları yine Pers egemenliğine girmişlerdir.

 Lidya kralı Kroisos (M.Ö 561/60-547/46) Batı Anadolu kentlerini de hakimiyeti altına alarak güçlü ve zengin bir krallık kurmuş; Pamphylia bölgesini de vergiye bağlamıştır.

Persler, M.Ö. 547/46 yılında Lidya devletini yıkarak Pamphylia bölgesini elegeçirmiştir.

Kimon, Attika – Delos birliğine Pamphylia şehirlerinin girmesi için; M.Ö. 468 yılında ve daha sonraları, M.Ö 388’de Thrasybulos da çaba gösterse de Pamphylialılar  Atinalıları eli boş bırakmıştır. 

Pers valileri, M.Ö 4. yüzyılın ikinci yarısında, Küçük Asya’dan Mısır’a kadar olan bölgelerde isyan çıkarmıştır. Pamphylia’nın da katıldığı bu Satrap isyanları ve bastırılması sırasında çıkan savaşlar Perge Aspendos ve Sillyon şehirlerine zarar vermiştir.

Büyük İskender Dönemi

Büyük İskender, M.Ö. 334 yılında Phrygia’ya gitmeden önce Lykia ve Pamphylia kıyılarına hakim olmak istemiştir. İskender, Karia’dan Lykia’nın doğu kıyılarına kadar gelmiş ve ilk olarak Phaselis’i ele geçirmiştir. 

Perge ve Side şehirleri, zorluk çıkarmadan İskender’i dostça karşılamışlar; ancak Sillyon ve Aspendos direnmiştir.

Bunun üzerine, İskender ilk önce Sillyon’un üzerine yürümüş ve korunaklı olmasından dolayı ele geçirmekte zorlanmış. 

İskender’e direnen Aspendos halkı, surları bırakarak kayaların üstüne kaçıp saklanlışlar. İskenderle baş edemeyeceklerini anlayan Aspendoslular İskender’e elçiler gönderip barış istemişlerdir. İskender de inatçılık edip kendini uğraştıran Aspendoslulara ağır şartlar sunarak cezalandırmıştır.

Perge’nin İskender’e boyun eğmesinin nedeni, hem izlediği siyasete hem de Sillyon ve Aspendos gibi güçlü surlarının olmaması ile açıklanabilir.

Perge Antik Dönemde Bölge’de Büyük Bir Öneme Sahip

Truva savaşlarından sonra kurulan şehir Helenistik ve Roma döneminde zengin mermer işçiliğiyle donatılmış. Pamfilya bölgesinde bilimin, sanatın ve sporun öncülüğünü yapmıştır.

Perge’nin sütunlu caddeleri. Turistlerin doldurduğu caddeler

Şehir, erken Hristiyanlık tarihi için de önemlidir. Aziz Pavlos’un Anadolu’daki misyonerlik gezilerinin ilk duraklarından biri olmuştur.

Perge’nin Roma kapısı. Günümüzde ziyaretçilerin giriş yaptığı kapı

Şehir anıtsal girişleri, çeşmeleri, sütunlu caddesi, hamamları, agorası, stadyumu, tiyatrosu, Helenistik kuleleri ve daha birçok kalıntısıyla gezmekle bitmeyecek kadar büyük.

Perge'yi tanıtan güzel bir hava fotoğrafı. Sağda agora, ortada Hellenistik kule ve solda Hamam kalıntıları. Arkada devam eden sütunlu cadde
Perge’yi tanıtan güzel bir hava fotoğrafı. Sağda agora, ortada Hellenistik kule ve solda Hamam kalıntıları. Arkada devam eden sütunlu cadde

Şehrin anıtsal kapısından girer girmez büyüsüne kapılırsınız. Helenistik ve Roma dönemine ait iki tane anıtsal kapıya sahiptir. Şehir, bu anlamda tektir.

Perge’nin iki anıtsal kapısını içeren fotoğraf. Roma döneminde yapılmış kapının içinde Hellenistik dönem kapısı

Perge, aynı zamanda bir su şehridir. Sıcak bir iklimde serinletici bir şehir halini almıştır. Etrafındaki zengin su kaynakları sayesinde şehrin çeşmeleri, hamamları ve sütunlu cadde üzerindeki su kanalı gece gündüz su ile beslenmiştir.

Ortada Perge’nin sütunlu caddesi boyunca uzanan su kanalı

Anadolu’daki Roma hamamlarının en güzel örneği bu şehirdedir. Mimari bir deha ürünü olan Perge hamamının sıcak ve soğuk bölümlerini dolaşırken, rahatlarına düşkün Pergeliler’i kıskanacaksınız.

Perge hamamının bir parçası olan soğukluk bölümü (frigidarium)

Perge, bir liman şehri olmasa da yanındaki Kestros nehri sayesinde deniz ticareti ile olan bağını hep güçlü tutmuştur. Kıbrıs ve Rodos adalarından, Fenike ve Mısırdan gelen gemilerin Perge’nin limanına demir atmışlardır.

Roma döneminde, Perge gibi önemli bir şehrin gelişimine büyük katkı sağlayan Perge’nin kızı olarak bilinen Plankia Magna’dır. Şehrin ticari ve siyasi ağlarını geliştirmiş bu kadının diğer şehirlerde erkeklerin egemen olduğu bir dönemde valiliğe kadar yükselmesi Perge’nin gelişmişliğine bir işarettir.

Perge antik şehrinin agorası

Perge’yi öne çıkaran diğer bir kadın figür de Tanrıça Artemis’tir. Şehirde, Tanrıça adına büyük şenlikler düzenlenirdi. Perge Artemisi’nin tanınmışlığı ve tapınağının görkemli yapısından dolayı dünyanın çeşitli şehirlerinden Perge’ye gelenler adak heykeller, değerli taşlar, altın ve gümüş armağanlar getirirdi.

Perge, Apollonius gibi önemli bir matematikçi yetiştirdi. Apollonius Konik şekiller ve bağlamları üzerine çok fazla eser yazmıştır. Şehrin sembolü olan konik çatılı büyük Helenistik kapı kuleleri onun matematik bulgularından yararlanılarak planlandı.

Perge Antik şehrinin sembolik anıtsal kapısı. Hellenistik kapı

Şehrin granit sütunlarıyla çevrili pazaryerinde antik dünyanın en iyi kumaşlarından, zeytinyağına, Akdeniz’den çıkan en lezzetli balıklardan, verimli ovalarda elde edilen şaraplarına kadar satıldığı bir yerdir.

Perge’nin agorasındaki koridorlardan biri

Antik romanın ihtişamını sergileyen Perge UNESCO kültür mirası listesine girmeyi çoktan hak etmişken hala geçici listededir. Eğer siz de Perge antik şehrini görmemişseniz Antalya’da gezilecek yerler listenize eklemelisiniz.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here