Yenilenen İstanbul Arkeoloji Müzesi uzun bir aranın ardından tekrar ziyarete açıldı. Müzeyi gezdikten sonra, tarihi zenginliklerimizin sergilendiği bu harika müzeye sahip olduğumuz için çok gururlandım. Son derece modern ve muhteşem bir görünüme sahip olan müzenin son halini sizlerle paylaşmak için “İstanbul Arkeoloji Müzesi Gezi Rehberini” hazırladım. Bu yazımda, muhteşem bir hale gelmiş müze hakkında izlenimlerimi ve detayları aktarıyorum.

Sayda Lahitleri sergi salonu, İstanbul arkeoloji müzesi gezi rehberi

İstanbul Arkeoloji Müzesi

İstanbul arkeoloji müzesi gezi rehberi

Çok uzun süredir kapalı olan Klasik Arkeoloji binasının güney kanadı yıllar sonra  yeniden açıldı. Müze orijinal tarzına ters düşmeden restore edilmiş.

Yenilenen İstanbul Arkeoloji müzesinde insan kendini sıkıcı bir müzeden çok modern bir sanat galesinde gibi hissediyor.

Müzede Anadolu’nun her yerinden farklı dönemlere ait sergilenmeye değer lahitler, değerli eşyalar; mitolojik kahramanlara ve İmparatorlara ait heykeller göz kamaştırıyor.

Anadolunun farklı bölgelerindeki antik şehirlerden getirilen heykeller ve buluntular dönemlerine göre guruplara ayrılmış. Genel bir tarih akışı içerinde sıralanarak ziyaretçilerin takip edilebileceği kolaylıkta, ilgi çekici bir düzenleme yapılmış.

Yenilenen müzenin sergi odalarındaki duvarlarda antik çağın canlandırmasını gösteren dev panaramik panolar, antik dönemlere ait eserlerin kullanıldığı amaç ve yerler hakkında ziyaretçileri fikir sahibi yapıyor.

İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin avlusundaki devasa medusa kafası

Müzedeki Bölümlerin girişlerindeki panolardaki haritalandırmalar ve bilgilendirmeler çok iyi düşünülmüş; en ilgisiz bir insanı bile içine çekecek kadar zevkli bir hale getirilmiş.

Müzedeki vitrinler derin olmadığı için objeler detaylarına kadar çok rahat incelenebiliyor. İlk kez Ankara Anadolu Medeniyetler Müzesinde uygulanan “sığ vitrin” ve “yansıma önleyici cam” sistemi burada da kullanılmış.

Müzedeki objelerin ışıklandırmasına bayıldım. En kötü fotoğraf makinesiyle bile harika fotoğraflar çekilebilecek doğru ışıklandırmalar yapılmış. Her haliyle gezenleri büyüleyecek bir müze tasarlanmış.

Halen kapalı olan yeni binadaki koleksiyonların bir kısmı açılan bölümlerde sergileniyor. Bizans Dönemi’ni temsile eden buluntular, Filistin ve Kıbrıs Koleksiyonları, İstanbul ve Çevre kültürleri koleksiyonları açılmış bölümlerin sergilemelerinde yer almıyorlar.

Orijinal bulduğum başka bir uygulama da vitrindeki objelerin açıklamaları ilgili. Son dönemde düzenlenmiş müzelerde genel usul vitrindeki objelerin hemen yanlarına bir numara koymak ve vitrinin aşağısındaki bir bantta bu numaranın karşısında obje ili ilgili bilgileri vermek.

Estetik değeri yüksek mücevherlerin sergilendiği vitrinlerde sergilemenin bütünlüğünü numaralarla bölmemişler, onun yerine açıklamanın yanına objenin küçük bir resmini koymuşlar.

İstanbul Arkeoloji Müzesi Gezi Rehberi

Yenilenen İstanbul arkeoloji müzesi gezi rehberi

İstanbul Arkeoloji Müzesi, doğayla iç içe olan geniş bir avluya sahiptir; avluya adımınızı atar atmaz bahçede harika bir atmosfer sizi sarar. Müzenin geniş ve ferah bahçesinde sükünet ile tarih iç içe diyebilirim. Daha müzenin içine adım atmadan bahçedeki sıralanmış sütun başlıkları, lahitler , diğer parçalar sizi büyülemeye başlıyor.

Bahçedeki güzel manzarada bir kahve keyfi yapmayı unutmayın.

Müzeyi doya doya gezip fotoğraflamak için mümkünse bir gün, en azından yarım gün ayırmanızı öneririm.

Müzenin ana binası iki katlıdır. Müzeyi gezmeye, ana binanın sağ kanadından, Antik Dönem odasından başlayabilirsiniz.

Sonra ikinci kata çıkıp Truva odasını ve diğer odaları görüp ikince kattaki salonun sonundaki merdivenlerden asağıya giriş bölümüne inip girişin sol kanattında kalan Osman Hamdi Bey bölümünü, onun yanındaki muhteşem sayda lahitlerini görebilirsiniz.

Truva sergi salonu, İstanbul arkeoloji müzesi gezi rehberi

⏰İstanbul Arkeoloji Müzesi Giriş Ücreti ve Açık Olduğu Saatler

İstanbul Arkeoloji Müzesi giriş ücreti: 60 TL

İstanbul Arkeoloji Müzesi Her Gün Açık09:00 – 18:30
☎️ İstanbul Arkeoloji Müzesi İletişim Numarası 0212 520 77 40
İstanbul Arkeoloji Müzesi Gezi Rehberi
  • İstanbul Arkeoloji Müzesi, dini bayramların ilk günü öğleye kadar kapalıdır.
  • Müze kart geçerlidir. Karşılama yerinden Müze kart alınabilir.
  • Sesli Rehberlik lizmeti vardır.
  • İstanbul Arkeoloji Müzesi, öğretmen, öğrencilere (0-18 yaş) ve 65 yaş üstü ücretsizdir.
  • Müzede, avluda kafeterya, hediyelik ve turistik alış veriş yapabileceğiniz mağaza bulunmaktadır.

İstanbul Arkeoloji Müzesi Nerede?

İstanbul Arkeoloji Müzesi, İstanbul’da Fatih ilçesinde, Gülhane Parkı’ndan Topkapı Sarayı’na çıkan Osman Hamdi Bey Yokuşu’nda yer almaktadır. Müzeye Topkapı Sarayı’nın ilk avlusundan da gidilebilir. Konum için tıklayın.

Tramvay ile: Bağcılar-Kabataş Tramvay Hattı ile Gülhane Durağı’nda inip 5 dk yürüyerek müzeye ulaşabilirsiz.

Vapur ile: Anadolu Yakası’ndan Eminönü ya da Kabataş iskelesine kadar gelip buralardan tramvaya binerek Gülhaney’e kadar gelebilirsiniz. Vapurla Karaköy’de de inilebilir.

Araç ile: Arkeoloji Müzesi’nin yeri Tarihi Yarımada içerisinde olduğu için park yeri bulmakta zorluk çekebilirsiniz. Aracınızı Sirkeci Tren istasyonu karşısındaki otoparka park edip müzeye yürüyebilirsiniz; ya da Gülhane Parkı’na kadar tramvay ile gelebilirsiniz.

Adres : Alemdar Cad. Osman Hamdi Bey Yokuşu Sok. 34122, Sultanahmet, İstanbul

İstanbul Arkeoloji Müzesi Bölümleri

Sayda Nekropolünden gelen lahitlerin oluşturduğu oda ( girişte solda) ve Troya (sağda ikinci katta) gibi belirgin kazı alanlarına ait ayrılmış bölümlerin dışında müzenin heykel ve küçük buluntu koleksiyonları bütünsel biçimde ve kronolojik olarak düzenlenmiş.

1. Arkaik, Klasik, Helenistik Döneme ait Eserler (Birinci Kat sağ taraf)

Arkaik, Klasik, Helenistik Döneme ait Eserler Sergisi (Birinci Kat sağ taraf) İstanbul arkeoloji müzesi gezi rehberi

Bu bölüm müzeye girer girmez hemen solda yer almaktadır. Anadolu’nun Arkaik Dönemi, Helenistik ve Roma Dönemi’ne ait eserlerler sergilenir. Aynı zamanda bu dönemlere ait haritalarla birlikte özetlenmiş bilgiler de verilmektedir. Çok sayıda iyi korunmuş heykeli burada görebiliyorsunuz.

Bu bölümde yer alan bazı eserler:

Nehir Tanrısı Okeanos’un heykeli MS. 2. yüzyıl (Efes,İzmir)

Kithara Çalan Apollon Heykeli (Miletos, Aydın)

Tregedya Mousası Melpomene Heykeli (Miletos, Aydın)

Asklepios ile Telesphoros Heykeli (Miletos, Aydın)

Asya Prokonsülü Celsus Polemaoanus’un Heykeli (Efes, İzmir)

Kornelia Antonia Heykeli Pisidia Antiocheia (Yalvaç Isparta)

2.Truva Bölümü (İkinci Kat, Sağ Taraf)

İkinci kattaki Troya ve Bronz Çağı bölümüm tavan süslemeleri çok güzel tasarlanmış. Troya odasının giriş bölümünde müzenin eski vitrinleri de kullanılmış. Dikkatli bakıldığında buradaki camlarının kalın ve dalgalı oluşları gözden kaçmıyor; müzenin diğer bölümülerindeki modern camlardan farklı olduğu anlaşılabilmektedir.

Truva salonu, İstanbul arkeoloji müzesi

İkinci katta yer alan Truva kazı kesiti canlandırması müzede en çok konuşulması gereken şeylerden biri bence. Bugüne kadar Truva’yı anlamakta ve anlatmakta zorlanan rehberlin imdadına yetişecek bir salon olmuş. Arkeolojik bir kazının mantığını ve zorluklarını anlatmak için çok işe yarar bir uygulama olmuş. Aynısının Truva müzesine de yapılması şart. Bunun bir örneği de Antakya’daki Müze Otel’in altındaki Necmi Asfuroğlu arkeoloji müzesinde yer almaktadır.

Duvarın bir yüzündeki 9 küçük ve “sığ” vitrinde Troya’nın 9 katmanını sembolize eden toprak kaplar sergilenmiş, detaylarını elinizde tutuyormuşçasına görebiliyorsunuz.

Arkeoloji biliminin dinamiklerini anlamak istiyorsanız sadece bu sergilemeyi alıp gitmiyorsunuz, Troya bölümünün hemen arkasında arkeologların çalışma biçimleri ve arkeolojide kullanılan modern tekniklerle ilgili iyi düzenlenmiş ve çok canlı bir bölüm var.

3.Sayda Nekropolünden gelen lahitlerin oluşturduğu oda (girişte solda)

İskender, Ağlayan Kadın ve Likya lahitlerinin sergilendiği bölüm

2019 yılının Ekim ayında İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nde “Sidon Kral Nekropolü” ile “Antik Çağ Heykeltıraşlığı” salonları yenilenmiş ve ziyaretçilere açılmıştı. “İskender Lahdi” ve “Ağlayan Kadınlar Lahdi” gibi önemli eserlere ev sahipliği yapan müzedeki yenilenen bölümler yaklaşık sekiz yıllık kapsamlı bir güçlendirme, restorasyon ve teşhir-tanzim çalışmasının ardından ziyaretçilere sunuldu.

İskender Lahdi: İstanbul Arkeoloji Müzesi’nin Gözbebeği

Büyük İskender Lahdi, İstanbul Arkeoloji Müzesi Gezi Rehberi

İskender Lahdi olarak bilinen bu lahit aslında Büyük İskender’e ait değildir. Üzeribdeki Büyük iskenderi betimleyen motiflerden dolayı İskender Lahdi denilmiştir. Lahdin aynı dönemde yaşamış olan Sidon Kralı Abdalonymos’a ait olduğu tahmin edilmektedir.

İlk bakışta, İskender’e ait olduğu sanılan lahit yanlış anlaşılmadan dolayı hem kendi ününe hem de İstanbul Arkeoloji müzesinin ününe ün katmıştır. Müzeye gelen ziyaretçilerin sırf onu görmek için gelirler.

İskender Lahdi’nin üzerinde iki konu betimlenmiştir: Birincisi Makedonyalılar ile Persliler arasındaki savaş. İkincisi ise Makedonyalı’ların Persliler ile beraber düzenledikleri geyik, panter ve aslan gibi hayvanları avladıkları dostluk sahneleridir.

Kusursuz işçiliği sayesinde dünya şaheserlerinden biri olarak tanımlanan İskender Lahdi büyük uğraşlar sonucu gün yüzüne çıkarılıp Lübnan’dan İstanbul’daki Müze-i Hümayun’a getirilmiştir. Bu lahid Osmanlı müzeciliğini dünyaya duyurmuştur.

Ağlayan kadınlar Lahdi: Sidon Kralının Cenaze Töreninde Ağlayan Kadınlar

Ağlayan Kadınlar Lahdi, İstanbul Arkeoloji Müzesi Gezi Rehberi

İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde yer alan diğer bir lahit de ağlayan kadınlar lahdidir. M.Ö 370-350 arasına tarihlenir. Yüksekliği 2,97 metre, uzunluğu 2,54 metre eni 1,3 m’dir. Lahit tapınak mezar tipinde olduğu için bir sidon kralına ya da zenginine ait olduğu düşünülmektedir. Mavi ve kırmızı renkte boya kullanılan lahdin içinde bir erkek kafatası bulunmuştur. Lahdin kapağının üst tarafında cenaze merasimi anlatılırken lahdin gövdesindeki sütunlar arasında ağlayan kadınlar yer almadır. Lahitte toplam 18 tane kadın figürü bulunmaktadır. Bu yas tutan kadınlar hakkında iki görüş hakimdir: İlki ölünün ardından yapılan ağıtçı kadınlar tarafından yapılan abartılı yas törenidir. İkincisi Sayda Kralı l. Stratonun haremindeki kadınların yas tuttuğu iddiasıdır.

Likya Lahdi: Lübnan’da Likya Tarzında Yapılmış Bir Lahit

Likya Lahdi, İstanbul Arkeoloji Müzesi Gezi Rehberi

Likya Lahdi, 1887 yılında Osman Hamdi Bey’in Lübnan’da yer alan Sidon Kral Nekropolisi’nde bulduğu üç önemli lahitten biridir. Lahdin kime ait olduğu tam olarak bilinmese de kusursuz işçiliğinden kraliyet soyundan birilerine ait olabileceği düşünülmektedir.

Bir likya mezarı özelliğini taşıyan Paros mermerinden yapılan lahit kapak ve sanduka olmak üzere iki kısımdan oluşmaktadır. Lahdin mimarının Likya’lı olmalıdır.

Lahdin ters tekne formundaki kapağında yüz yüze bakan bir erkek ve bir dişi grifon bulunmaktadır. (Mitolojik yaratık olan grifonlar genelde aslan vücutlu, kartal kanatlı ve kafalıdır.)

Kapağın diğer tarafında sırt sırta duran iki sfenks (Yunan mitolojisinde sık rastlanan bir canavardır) bulunmaktadır.

Kapağın alınlıklarındaki akroterler içinde akantus ve palmet süslemeleri ile dört köşesine yerleştirilmiş ağzı açık aslanlar vardır.

Lahdin gövdesindeki (Sandukada) uzun yüzlerin birinde yaban domuzu avı tasvir edilmiştir.

Sidemara Lahdi: Dünyanın En büyük Lahdi İstanbul Arkeoloji Müzesinde

Sidemara Lahdi, İstanbul Arkeoloji Müzesi Gezi Rehberi

Sidamara Lahdi İstanbul Arkeoloji Müzesi’nde gördüğüm ve beni en çok şaşırtan eserlerden biridir. Devasa görünümü ve harika bir işçililiği ile canlanıverecek algısı yaratan üç boyut kazandırılmış bir başyapıt diyebilirim. Çok yerde lahit gördüm fakat bambaşka.

Sidemara Lahdi, Konya-Ereğli’de Karaman yolu üzerindeki Ambar köyünde bulunup 1901’de İstanbul Arkeoloji Müzeleri’ne getirilmiştir. MS 2-3. yüzyıla tarihlenen lahit, ismini eski adı Sidamara olan Ambarlı köyünden almıştır.

köyde bulunduğu için Sidamara ismiyle anılan beyaz mermerden yapılmış MS 2-3. yüzyıla ait lahit, 32 tonluk ağırlığı olan Sidemare Lahdi dünyanın en ağır lahdi olarak biliniyor.  

Beyaz mermerden yapılan lahit, kapak ve sandukadan olarak 2 parçadan oluşmaktadır. Lahdin Kapağının üstünde lahdin sahibi olduğu düşünülen kişi ve eşi uzanmış şekilde tasvir edilmiştir. Ayak ve başuçlarında iki eros figürü bulunmaktadır.

Lahdin gövdesi 3 boyut kazandırılmış tasvirlerle doludur. Her biri büyük titizlikle işlenmiş motiflerin taşa nasıl ruh kazandırıldığına şahit oluyrsunuz.

Artemis Bölümü: Efes’ten Getirilen Artemis’e tapınağına ait Eserler Sergisi

Artemis Tapınağı, İstanbul Arkeoloji Müzesi Gezi Rehberi

Artemis Tapınağından Getirilen bir çok parçanın sergilendiği bölümdür. Ne yazık ki, günümüze kadar çok kez yağmalanmış ve yurtdışına kaçırılmış kısımlarından çok azı geri kalmıştır. Orjinalinin nasıl olduğunu açıklayan görseller müzede mevcuttur. Tapınaktan geriye kalan mimari parçalar sergilenmektedir.

Side Müzesi yazıma da göz atabilirsiniz.

4 YORUMLAR

  1. Emeğinize yüreğinize sağlık . Çok merak ediyorum ziyaretçi sayısı hakkında bilgi varmı

    • Çok teşekkür ederim. Ziyaretçi sayısı fazla değil; yalnız yenilenen yüzüyle müze öncekinden daha fazla ziyaretçi çekeceğe benziyor.

BİR CEVAP BIRAK

Please enter your comment!
Please enter your name here